Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

(C) Nitelikli Kasten Öldürme Suçu Hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Kararı

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2012/1-1289

K. 2013/84

T. 19.2.2013

• NİTELİKLİ KASTEN ÖLDÜRME ( Sanığın Beyanlarının Aksinin Kanıtlanamadığı - Kendi İçinde Çelişkili Olan Diğer Sanığın Beyanları Esas Alınarak Mahkumiyet Kararı Verilemeyeceği/Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin Gözetileceği )

• ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ ( Nitelikli Kasten Öldürme/ Sanığın Beyanlarının Aksinin Kanıtlanamadığı - Kendi İçinde Çelişkili Olan Diğer Sanığın Beyanları Esas Alınarak Mahkumiyet Kararı Verilemeyeceği )

• SANIĞIN BEYANI ( Nitelikli Kasten Öldürme/Sanığın Beyanlarının Aksinin Kanıtlanamadığı - Kendi İçinde Çelişkili Olan Diğer Sanığın Beyanları Esas Alınarak Mahkumiyet Kararı Verilemeyeceği/Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin Gözetileceği )

• ADAM ÖLDÜRME ( Nitelikli Kasten/ Sanığın Beyanlarının Aksinin Kanıtlanamadığı - Kendi İçinde Çelişkili Olan Diğer Sanığın Beyanları Esas Alınarak Mahkumiyet Kararı Verilemeyeceği )

5237/m.82

ÖZET : Nitelikli kasten öldürme suçunda; uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı nitelikli kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. Sanığın telefonla araması üzerine motosikletine koymak amacıyla elindeki şişenin yeterli olmayacağını da düşünerek benzinlikteki görevliden bir şişe isteyip istasyondan iki şişe benzin alıp adı geçen sanığa götürdüğünü, ancak ölüm olayı ile bir ilgisi bulunmadığını savunan ve bu savunmasının aksi de kanıtlanamayan diğer sanığın, istasyona giderken başına bere takması ve istasyon görevlilerinin yardım teklifini kabul etmemesi ile tüm aşamalarda çelişkili olan, hiçbir maddi delille desteklenmeyen ve kesin bir kanaat vermekten uzak olan sanığın beyanlarına dayanılarak atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi evrensel bir ilke olan şüpheden sanık yararlanır ilkesine ayrılık oluşturacaktır.

Bu itibarla, atılı suçu işlediği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın beraatine karar verilmelidir.

DAVA : Nitelikli kasten öldürme suçundan sanıkların 5237 sayılı TCK`nun 82/1-a-b, 62, 53/1 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.04.2008 gün ve 349-160 sayılı re`sen temyize tabi olan hükmün, Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.10.2009 gün ve 10234-5598 sayı ile;

" ... 1- Rusya Federasyonu vatandaşı olan sanık E.`nın, her ne kadar uzun yıllar Türkiye`de yaşamış olsa da savunma hakkını gereği gibi kullanacak düzeyde Türkçe bilmemesi ve konsolosluğuna yaptığı müracaatın adli makamlara bildirilmesi üzerine kendisine dördüncü celseden itibaren tercüman atanarak savunmasının alındığı, sübuta esas teşkil eden belgelerin okunduğu ve diyeceklerinin sorulduğu, tanıkların dinlendiği duruşmada tercüman bulunmadığı dikkate alındığında, duruşmaların her aşamasında sanığın savunmasını daha iyi yapabileceğini düşündüğü dilde tercüman bulundurulmaması suretiyle AİHS`nin 6 ve CMK`nun 202. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,

2- Soruşturma aşamasında sanık G. müdafii olarak görev yapan Ö.A.`a CMK`nun 46. maddesi gereği tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılmadan ifadesinin alınması...",

İsabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyan yerel mahkemece 12.05.2010 gün ve 571-162 sayı ile sanıkların önceki hükümdeki gibi cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Nitelikli kasten öldürme suçu yönünden resen temyize tabi olan bu hükmün sanıklar müdafileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.10.2011 gün ve 2708-5764 sayı ile;

" ... 1- Karar başlığında karar tarihinin 11.05.2010 olarak mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu düşünülmüştür.

2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık G.D.`ın insan öldürme suçunun sübutu kabul cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık G. müdafiinin suç niteliğine, haksız tahrikin varlığına vesaireye, sanık E. müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık G.D.`ın sanık E.`nın erkek arkadaşı olduğu, 2004 yılı ekim ayından itibaren birlikte yaşadıkları, sanık E.`nın, sanık G.D. ile tanışmadan önce kiralık ev aradığı sırada emlakçılık yapan maktul ile tanıştığı, sanık E.`nın iki çocuğu olup 1997 yılında geçirmiş olduğu kazadan dolayı bacağına protez takılması nedeniyle herhangi bir işte çalışamadığı, ekonomik açıdan geçimini sağlamakta zorlandığı, durumunu anlattığı maktulün kendisine zaman zaman para yardımında bulunduğu, bazen evinin ihtiyaçlarını giderdiği ve E.`ya yardım yapılması için tanıdıkları ile hayırsever kurum ve kişilerle irtibata geçerek yardım toplanmasını sağladığı, E.`nın erkek arkadaşı olan sanık G. D.`ın maktulü kıskandığı için E.`nın maktul ile görüşmesini istemediği, bu nedenle aralarında tartışma yaşandığı, bunun üzerine sanık G. D.`ın E. ve çocuklarını alarak kendi evinin bulunduğu Karatepe Köyü`ne taşındıkları ve E.`nın maktul ile görüşmesini yasakladığı, cep telefonu numarasını iptal ettirdiği, bu nedenle E.`nın olay öncesinden 2-2,5 yıl süre ile maktul ile görüşemediği, E.`nın bacağında bulunan protezin sorun çıkarması ve değiştirilmesi için 12.000 Amerikan Doları istenmesi üzerine E.`nın daha önceden de kendisine yardımda bulunan maktul ile irtibata geçerek görüşmeye başladığı, maktulun gerekli paranın toplanması için E.`yı tanıdığı hayırseverlere gönderdiği, yardım kampanyası düzenlenebilmesi için yerel ve ulusal medyadan tanıdıkları vasıtasıyla E. ile röportaj yapılmasını ve programlara çıkmasını sağladığı, E.`nın maktul ile yeniden görüşmeye başlamasına sinirlenen sanık G. D.`ın, E.`ya fiziki şiddet uygulamaya başlaması üzerine E.`nın çocuklarını alarak sanık G. ile birlikte yaşadığı evi terk ederek maktulun kendisine bulduğu bir yerde yaşamaya başladığı, çocuklarını da maktulün yardımı ile yatılı bölge ilköğretim okuluna kayıt ettirdiği, E.`nın maktul yüzünden kendisini terk ettiğini düşünen sanık G. D.`ın maktulün yanına gidip kendisini tehdit ederek E.`nın kaldığı yeri öğrenmeye çalıştığı, E.`nın görüştüğü kişileri arayarak E.`yı bulmaya çalıştığı, bir süre sonra E.`nın G. ile görüşmeyi kabul ettiği ve bir restoranda buluştukları, konuşup barıştıkları ve tekrar birlikte yaşamaya başladıkları, olay günü E. ile yemek yedikten sonra saat 15.00 sıralarında restorandan ayrılan sanık G. D.`ın maktulü araba ile seyir halinde iken gördüğü, kendisini E. nedeniyle kıskanan sanığın maktul ile konuşmak için kullandığı motosiklet ile maktulün kullandığı arabayı takip ettiği, bir süre sonra sanık G.D.`ı fark eden maktulün durarak sanığı arabasına aldığı, araba ile bir süre dolaştıktan sonra şehir dışında tenha bir yere gittikleri, gecenin ilerleyen saatlerinde maktul ile tartışan sanık G.`ın, maktulü yumruk ile vurup bayılttıktan sonra maktule ait arabanın bagajına koyduğu ve petrol istasyonlarında kamera olduğunu bildiğinden aynı evde birlikte kaldıkları E.`yı arayarak motosikletin benzininin bittiğini söyleyerek benzin getirmesini istediği, sanık E.`nın gece saat 01.15`de tanık D. A.`ın çalıştığı petrol istasyonuna gelerek 2,5 litrelik ve 1,5 litrelik olmak üzere iki ayrı pet şişe ile benzin alarak sanık G.D.`ın belirttiği yere gittiği ve getirdiği benzini G.D.`a vererek oradan ayrıldığı, sanık G.D.`ın getirilen benzini maktule ait arabaya dökerek arabayı ateşe verdiği ve olay yerinden ayrıldığı, saat 02.25 sıralarında yangını gören vatandaşların itfaiyeye haber vermesi üzerine itfaiye araçlarının gelerek yangını söndürdüğü, arabanın bagajında cinsiyeti ve yaşı dahi belirlenemeyecek şekilde yanmış erkek cesedi bulunduğu, otopsi raporunda ölümünün karbonmonoksit intoksikasyonuna bağlı kimyasal asfiksi ve karbonizasyon derecesinde yanıktan ileri geldiği tespit edilen olayda;

A ) Sanık E.`nın maktulün öldürülmesi ve mala zarar verme konusunda sanık G. D. ile irade ve eylem birliği içerisinde olduğunu, G.`ın eylemlerine katıldığını gösterir, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı halde, atılı suçlardan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,

B ) Tasarlama halinin kabulü için, sanığın önceden öldürme kararı vermesi, kararla eylem arasında tasarlamayı kabule elverişli makul bir sürenin geçmesi, bu süre içinde verdiği kararda sebat ve ısrar ederek öldürme eylemlerini gerçekleştirmesi gerekmekte olup, somut olayda sanığın ne zaman öldürme kararı verdiğinin kesin olarak saptanamadığı, tasarlamanın koşulları bulunmadığı gibi canavarca hisle öldürme suçunun yasal unsurlarının da oluşmadığı, sanığın maktule yumruk vurup bayılttıktan sonra arabanın bagajına koyup ardından arabaya benzin dökerek ateşe vermek suretiyle maktulü öldürme eyleminin TCK`nun 82/1-c maddesinde düzenlenen yangın çıkarmak suretiyle öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK`nun 82/a-b maddeleri uyarınca hüküm kurulması,

C ) Kabule göre de;

Sanığın maktulü öldürmek amacıyla maktulün içerisinde bulunduğu arabayı yakma eyleminin mala zarar verme ve öldürme suçlarını oluşturacağı, TCK`nun 44. maddesi uyarınca bir fiil ile birden farklı suç işleyen sanığın en ağır cezayı gerektiren yangın çıkarmak suretiyle öldürme suçundan dolayı cezalandırılması ile yetinilmesi yerine, öldürme suçu yanında mala zarar verme suçundan da yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi...",

İsabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 26.01.2012 gün ve 386-21 sayı ile bozma ilamına kısmen uyulmasına, sanık E.`nın eyleminin sabit olmadığı yönündeki bozmaya ise;

" ... Sanıkların uzun zamandır birlikte yaşadıkları, aralarında duygusal ilişki bulunduğu, iki çocuğu ile birlikte ekonomik olarak zor durumda bulunan sanık E.`ya maktulün maddi yardımda bulunduğu ayrıca başka kişilerin de maddi yardımda bulunmaları hususunda aracılık ettiği, sanık E.`nın kendisine yardımda bulunan maktulün ilgi duyduğunu sanık G.`a anlatması ve zaman zaman maktulün sanık E.`yı telefonla aramasından sanık G.`ın rahatsız olduğu, sanık E.`yı kıskanmaya başladığı, olay tarihinde sanıkların olay mahalli yakınlarında bulunan Altınkum Mevkiindeki restoranda yemek yedikleri sırada maktulün sevk ve idaresindeki aracı ile geçtiğini gördükleri, maktulün aracını takip ettikleri, maktulün sanıkları görünce aracını durdurduğu, aralarında çıkan tartışmanın akabinde sanık G.`ın maktulü darp edip bayılttığı, sanıkların birlikte maktulü arabanın bagajına koyarak bagajı kapadıkları, maktulün aracını yakmaya karar verdikleri, sanık G.`ın aracın 1-1,5 km uzağında bulunan Sea Life Oteli yanında beklemeye başladığı, sanık E.`nın olay yeri yakınlarındaki D. A.`ın pompacı olarak çalıştığı benzin istasyonuna saat 01.15 sıralarında kendisini kamufle edecek şekilde başında şapka olduğu halde gittiği ve lavaboya girdiği, daha sonra pompaların yanına gelerek elinde bulunan boş kola şişesine benzin almak istediğini söylediği, kendisine neden şişeye benzin aldığını soran tanığa arabasının yolda kaldığını söylediği, tanık tarafından sanığa verilen 2,5 litrelik şişeye benzin konulduğu, sanığın benzinin yetmeyeceğini söylemesi üzerine tanığın benzin istasyonunun çöp tenekesinden 1,5 litrelik su şişesi bulduğu, bu şişeye de benzin konulduğu, sanık E.`nın arabasına kadar kendisine eşlik etmek ve yardım etmek isteyen tanığın yardım isteğini kabul etmediği, arabasının yakın yerde olduğunu söylediği ve yürüyerek şehir merkezi istikametine doğru giderek sanık G.`ın bulunduğu otelin yanına geldiği, sanıkların birlikte maktulün aracının yanına geldikleri, benzini araca dökerek yaktıkları ve olay yerinden ayrıldıkları, maktulün aracının yanmakta olduğunun saat 02.25`de itfaiyeye bildirilmesi üzerine görevli itfaiyenin araca müdahale edip tamamen yanmış aracı söndürdüğü, söndürme işlemi tamamlandıktan sonra soğutma işlemi sırasında aracın bagajında cinsiyeti ve yaşı belirlenemeyecek şekilde yanmış maktulün cesedinin bulunduğu, ölümün karbonmonoksit intoksikasyonuna bağlı kimyasal asfiksi ve karbonizasyon derecesinde yanıktan ileri geldiği anlaşılmış, bu hususta tam bir vicdani kanaat hâsıl olmuştur.

Bu şekilde sübut bulan olayda, sanıklar G. ile E.`nın irade ve eylem birliği içinde maktulü etkisiz hale getirerek arabanın bagajına kapattıktan sonra araca benzin dökerek yakmak sureti ile kasten öldürdüklerinin sabit olduğu kabul edilerek aykırı düşen savunma ve delillerin reddiyle mahkûmiyetlerine karar vermek gerekmiştir. ...

Sanık E.`nın Karatepe Köyü`nde bulunduğu sırada diğer sanığın cep telefonu ile arayarak motosikletinin benzini bittiğini, parası olmadığını, kendisine benzin getirmesini beyan ederek, bir ifadesinde Karatepe Köyü`nden Bahtılı Köyü`ne kadar yürüyerek geldiğini ve otostop yaparak bir araca bindiğini, diğer ifadesinde ticari taksi ile benzin alıp sanık G.`ın yanına geldiğini, araçtan inmeden aynı taksi ile köye gittiğini beyan ederek çelişkili ifade vermesi, tanık anlatımı, kamera kayıtları ile doğrulandığı şekilde sanık E.`nın benzin istasyonuna yürüyerek gelmesi, özellikle kendisini gizlemek amacı ile şapka takması, motosiklet için bir şişe benzin yeterli olmasına rağmen iki şişe benzin alması, görevlilerin nereye gidecekse yardımcı olacaklarını söylemesine rağmen kabul etmeyerek yaya olarak ayrılması, savunmasında belirttiği taksi veya otostop yaparak araçla geldiğini delillendirilememesi, telefon görüşme kayıtlarında G.`ın olay gün ve saatinde telefonundan böyle bir görüşme yapmadığının tespit edilmesi, ekonomik sıkıntı çeken sanığın köyden taksi ile sanığın bulunduğu yere gidip benzin bıraktıktan sonra aynı taksi ile dönmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı hususu dikkate alınarak savunmasının suç ve cezadan kurtulmaya dönük ve dayanaksız olduğu, sanığın eylemi G. ile birlikte gerçekleştirdiği hususunda tam bir vicdani kanaate varılmıştır" şeklindeki gerekçe ile direnerek, sanıkların TCK`nun 82/1-c, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Resen temyize tabi olan bu hükmün, sanık G.D.D., sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2012 gün ve 102075 sayılı "sanık G.D.D. hakkında onama, sanık E. Ustıyantseva hakkındaki hükmün bozulması...",

İstekli tebliğnamesiyle gönderildiği Özel Dairece 13.09.2012 gün ve 3301-6468 sayı ile sanık E. hakkındaki direnme hükmünün incelenmesi amacıyla Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Direnme hükmünün kapsamına göre inceleme, sanık E. Ustıyantseva Devedzhel hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı nitelikli kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

06.03.2007 günü gece saat 02.25 sıralarında Antalya İli, Hurma Mahallesinde bir aracın yandığının itfaiyeye bildirildiği, itfaiye görevlilerince yangına müdahale edildiği, söndürme işlemi sonrasında arabanın bagajında tamamen yanmış vaziyette bir erkek cesedinin görüldüğü, kimliği tespit edilen maktulün bağlantıları ve olay yerinin yakınlarındaki benzin istasyonunun güvenlik kamerası görüntülerinden yola çıkılarak şüpheli görülen sanıklara ulaşıldığı,

Sanıkların birlikte yaşadıkları evde yapılan aramada; "öldürdüler otomobil ile yaktılar" başlıklı haberin yer aldığı gazete sayfasının ele geçirildiği,

Ölü muayene ve otopsi tutanağında; "ölenin, diz kısımlarından bükülmüş, kolları ve omuz kısmı büzülmüş, karbonizasyon seviyesinde sadece sol koltuk altı bölgesinde giysi parçası kalacak şekilde yanık olduğu, kafa arka kısmındaki kemik dokunun dağılmış, ayak, diz, el, dirsek ve omuz eklem yerlerine ait yumuşak dokuların yanık nedeniyle kaybolmuş olduğu" tespitlerine yer verildiği,

Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesince düzenlenen raporda ise; "ölümün karbonmonoksit intoksikasyonuna bağlı kimyasal asfiksi ve karbonizasyon derecesinde yanıktan ileri geldiği," hususunun tespit edildiği,

Maktul H. K.`nın cep telefonu detay listesinin incelenmesinde, olay günü 13.37 ve 18.18 saatlerinde iki kere olmak üzere sanık E. ile görüştüğü, Sanık E. U.`nın; eşinden ayrıldıktan sonra birlikte yaşadığı G.`ın olay gecesi kendisini aradığını, motosikletinin benzininin bittiğini söyleyerek benzin istediğini, ticari taksi ile gittiği benzin istasyonundan benzin alıp G.`ın bulunduğu yere götürdüğünü, ancak benzinin maktulün öldürülmesinde kullanılacağını bilmediğini, suçlamaları kabul etmediğini, Sanık G.D.D.`in kollukta müdafii huzurunda; maktul ile tartıştığını, daha sonra maktulün ensesine yumruk vurduğunu, bayılan maktulü otomobilin bagajına koyduğunu, yakınlardaki petrol istasyonundan benzin alıp maktulün de içerisinde bulunduğu aracı yaktığını, sulh ceza mahkemesindeki sorgusunda ve ilk oturumda ise; maktule vurduktan sonra E.`yı aradığını, motosikletinin benzini bittiğinden benzin istediğini, bir ticari taksi ile benzin getiren E.`nın aynı taksi ile geri döndüğünü beyan ettiği, sonraki duruşmalarda da sürekli ifade değiştirdiği, bir oturumda olay yerinde olmadığını, bir başka duruşmada ise eylemi E. ile birlikte gerçekleştirdiklerini savunduğu,

Anlaşılmaktadır.

Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

Somut olay bu açıklamalar ışığında ve tüm dosya içeriği gözönüne alınarak değerlendirildiğinde;

Rusya Federasyonu vatandaşı olan sanık E. U. D.`in bir Türk vatandaşı ile evlendiği, bu evliliğinden iki çocuğunun bulunduğu, 1993 yılında eşi ile birlikte Türkiye`ye gelip önce Ankara`ya, 1994 yılında da Antalya`ya yerleştikleri, 1997 yılında geçirmiş olduğu bir kaza sonrasında bacağına protez takıldığı ve bu nedenle herhangi bir işte çalışamadığı, 2005 yılında eşinden boşandığı, çocuklarının kendisi ile birlikte kaldığı, boşandıktan sonra Antalya`da yaşamaya devam ettiği, 2004 yılında sanık G.D. ile tanıştıkları ve aralarında duygusal birliktelik başladığı, aynı dönemde kiralık ev aradığı sırada emlakçılık yapmakta olan maktul ile karşılaştığı, sanığın zor durumda olduğunu gören maktulün, bazen sanık ve çocuklarını yemeğe götürdüğü, bazen para verdiği, bazen de evinin ihtiyaçlarını karşıladığı, ayrıca yardım bulmak amacıyla sanığı gazete ve televizyon gibi basın ve yayın kurumlarına götürdüğü, bu dönemde E.`nın, G.D. ile birlikte yaşamaya başladığı, G.D.`ın, E.`yı anne ve babası ile tanıştırdığı ve evlenmek istediğini söylediği, ancak ailesinin bu evliliğe şiddetle karşı çıktığı, E.`nın maktul ile yakın ilişkisini kıskanan G.D.`ın, E. ve çocuklarını alarak Karatepe Köyündeki evine götürdüğü, E.`nın maktul ile görüşmesini yasakladığı ve cep telefonunu kapattırdığı, bu nedenle E. ile maktulün iki yıl görüşemedikleri, ancak bacağındaki protezin sorun çıkarması ve değiştirilmesi için yüklü miktarda para gerekmesi, her iki sanığın da ekonomik olarak sıkıntı içerisinde olması ve daha önce de kendisine yardımda bulunması nedeni ile E.`nın G.D.`dan gizli olarak maktulü aradığı ve görüşmeye başladıkları, bir süre sonra bu durumu öğrenen ve sanık E. ile maktulün yeniden görüşmeye başlamasına öfkelenen G.D. ile E. arasında geçimsizlik başladığı, sanık E.`nın, sanık G.D.`ın fiziksel şiddetine maruz kalması üzerine çocuklarını alıp daha önce maktul aracılığı ile tanıştığı bir avukatın evine taşındığı ve aynı avukatın yardımı ile çocuklarını yetiştirme yurduna yerleştirdiği, bir süre sonra sanıkların barıştıkları ve aynı evde birlikte yaşamaya devam ettikleri, olay günü G.`ın motosikleti ile gittikleri lokantada yemek yedikleri, E.`nın; G.D.`dan ayrıldıktan sonra gerek maktulün, gerek evinde kaldığı avukatın, gerekse yardım bulmak amacıyla makamına gittiği üst düzey bir kamu görevlisinin kendisine karşı cinsel yaklaşımlar sergilediğini anlattığı, bu sırada maktulün aracı ile lokantanın önünden geçtiğini gören G.D.`ın, E.`yı eve gönderdiği ve motosikleti ile maktulü takip ettiği, G.D.`ın kendisini takip ettiğini gören maktulün durduğu ve sanığı otomobiline aldığı, maktul ile G.D.`ın, maktulün sevk ve idaresindeki araba ile bir süre dolaştıktan sonra şehir dışında tenha bir yere gittikleri, gecenin ilerleyen saatlerinde aracın içerisinde maktulle tartışan sanık G.D.`ın, maktulün ensesine vurup, bayılttıktan sonra aracın bagajına kilitlediği, arabayı o şekilde bırakmak istemediği, petrol istasyonlarında kamera olduğunu da bildiğinden, birlikte yaşadıkları E.`yı arayıp motosikletinin benzininin bittiğini, yanında parası da bulunmadığını söyleyerek benzin getirmesini istediği, E.`nın gece saat 01.15 sıralarında ticari taksi ile olay yerinin yakınlarında bulunan benzin istasyonuna geldiği, iki şişe benzin alarak sanık G.D.`a götürdüğü ve aynı taksi ile eve döndüğü, sanık G.D.`ın da getirilen benzini maktulün içinde bulunduğu araca dökerek ateşe verdiği ve olay yerinden ayrıldığı anlaşılmaktadır.

Görgü tanığı bulunmayan olayda sanık E. aleyhine değerlendirilebilecek deliller adı geçen sanığın benzin istasyonunda benzin alırken güvenlik kamerasına yansıyan görüntüleri, istasyon görevlisi tanığın yardım teklifini kabul etmemesi ve inceleme dışı olan sanık G.`ın bozma ilamından sonraki çelişkili savunmalarıdır. Ancak mart ayında ve gecenin ilerleyen saatlerinde başında yalnızca saçını örtecek nitelikte bir bere bulunması ve istasyonda çalışan görevlinin yardım teklifini kabul etmemesi sanık aleyhine yorumlanmamalıdır. Sanık G.`ın ifadeleri de tüm aşamalarda farklılık ve kendi içerisinde çelişki arzetmektedir.

Sanık G.`ın telefonla araması üzerine motosikletine koymak amacıyla elindeki şişenin yeterli olmayacağını da düşünerek benzinlikteki görevliden bir şişe isteyip istasyondan iki şişe benzin alıp adı geçen sanığa götürdüğünü, ancak ölüm olayı ile bir ilgisi bulunmadığını savunan ve bu savunmasının aksi de kanıtlanamayan sanık E.`nın, istasyona giderken başına bere takması ve istasyon görevlilerinin yardım teklifini kabul etmemesi ile tüm aşamalarda çelişkili olan, hiçbir maddi delille desteklenmeyen ve kesin bir kanaat vermekten uzak olan G.`ın beyanlarına dayanılarak atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi evrensel bir ilke olan şüpheden sanık yararlanır ilkesine ayrılık oluşturacaktır.

Bu itibarla, atılı suçu işlediği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın beraatı yerine mahkumiyetine ilişkin yerel mahkeme direnme hükmü isabetli olmayıp, bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Genel Kurul Üyesi; "sanığın eyleminin sabit olduğu ve direnme hükmünün onanması gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2012 gün ve 386-21 sayılı hükmünün, sanık E. U. D. yönünden, sanığın kasten öldürme suçundan beraatı yerine mahkumiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın sanık G.D.D. hakkında bozma ilamına uyularak verilen hükmün incelenmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2013 tarihli birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 05.03.2013 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. 

yarx

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube