Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C.

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/9001

K. 2012/3755

T. 28.3.2012

* TRAFİK KAZASINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVASI ( Sürücünün Alkollü Olmasının Yalnız Başına Hasarın Teminat Dışında Kalmasını Gerektirmediği - "Doğrudan Promilin 0,50`den Az Olması Sebebiyle Olayın Münhasıran Alkolün Etkisi Altında Meydana Gelmediği"nin Kabul Edilemeyeceği )

* ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA ( Trafik Kazasında Sürücünün Alkollü Olmasının Yalnız Başına Hasarın Teminat Dışında Kalmasını Gerektirmediği - Ayrıca "Doğrudan Doğruya Promil Oranının 0,50 Az Olması Sebebiyle Olayın Münhasıran Alkolün Etkisi Altında Meydana Gelmediği"nin Kabul Edilemeyeceği )

* HASARIN TEMİNAT DIŞI KALMASI ( Trafik Kazasında Sürücünün Alkollü Olmasının Yalnız Başına Hasarın Teminat Dışında Kalmasını Gerektirmediği - Tazminat Davası )

* BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat Davası - Oluşan Hasarın Salt Alkolün Etkisi Altında Meydana Gelip Gelmediğinin Saptanması Gereği/Olaydaki Kusur Oranının Tesbiti Hakimlik Mesleğinin Genel ve Mesleki Bilgisi İle Çözümlenemeyeceği ) 818/m.41 2918/m.48

ÖZET : Tazminat davasında; sürücünün saat ölçüme göre 0.47 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağında davacıya doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralını ihlalden kusur izafe edilmiş, yine kaza tespit tutanağındaki bilgilere göre olay tarihinde havanın açık, gün durumunun gece, iki yönlü asfalt, düz ve kuru zeminli eğimsiz yolda meydana geldiği belirtilmiştir. Sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin saptanması gerekir. Sürücünün olaydaki kusur oranının tesbiti hakimlik mesleğinin genel ve mesleki bilgisi ile çözümlenmesi mümkün olan konulardan olmayıp teknik bir konu olması sebebiyle rapor yeterli görülmemesi halinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir. Ayrıca doğrudan doğruya alkol promil oranının 0,50 promilden az olması sebebiyle olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediğini kabul etmek de mümkün değildir. Bu hususlar gözetilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını belirtip, davalı sigorta şirketince hasar bedelinin kaza sırasında araç sürücüsü olan O. K.`nın alkollü olması nedeniyle ödenmediğini bildirerek, 7.500,00 TL hasar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili davaya konu trafik kazasının münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğini ve kasko sigorta teminatı dışında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur

Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre kaza sırasında kasko sigortalı araç sürücüsündeki alkol oranının 0,50 promil üzerinde olmaması nedeniyle davanın kabulüyle 7.500,00 TL`nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Dava kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.

HUMK`nun 275. maddesi gereğince mahkeme çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu`nun 48. maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği`nin "uyuşturucu ve keyif verici maddeler ile içkilerin etkisinde araç sürme yasağı başlıklı 97/1 .maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan "b-2 " bendinde alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit olunan diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarın 0,50 promilin üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.

Öte yandan, Kasko sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde; Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. Maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A. 5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK`nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.

O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK`nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.

Yargıtay`ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)

Somut olayda davacıya ait aracın sürücüsü dava dışı O. K. 16.05.2009 tarihinde saat 03:00 `de yönetimindeki araçla seyrederken köprü üstüne geldiğinde ifadesine göre önünde seyreden aracın sıkıştırması sonucu seyrine göre yolun sonunda bulunan köprü bariyerlerine çarparak maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına sebebiyet vermiş, sürücünün saat 03:15`de yapılan ölçüme göre 0.47 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağında davacıya doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralını ihlalden kusur izafe edilmiş, yine kaza tespit tutanağındaki bilgilere göre olay tarihinde havanın açık, gün durumunun gece, iki yönlü asfalt, düz ve kuru zeminli eğimsiz yolda meydana geldiği belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece keşiften sonra alınan trafik memuru bilirkişi raporunda sürücünün aldığı alkolün kazada etkisinin olduğu bildirilmiş, daha sonra aralarında nöroloji, trafik ve sigorta uzmanının bulunduğu bilirkişi kurulundan alınan raporda kazanın teknik yönden yapılan incelemede kazanın oluşumuna etki edecek herhangi bir etkenden söz edilmediği belirtilerek kazanın salt alkol etkisiyle meydana geldiği sonucuna varıldığı, davacıya ait araç sürücüsünün kazada asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmişse de sürücünün kaza akabinde kaza tespit tutanağı düzenlenirken ifade ettiği bir başka aracın kendini sıkıştırması sebebiyle kazanın meydana geldiği hususu değerlendirilmediği gibi alkol dışında kazanın oluşumuna etki edecek hava,yol, gün, trafik durumu da ayrıntılı şekilde incelenmemiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek araç sürücüsünün trafik polislerine kazadan hemen sonra verdiği ifadesinde bir başka araç tarafından sıkıştırıldığını söylediği, o anda emanet aldığı aracın kaskosundan faydalanmak amacıyla kasıtlı şekilde yalan beyanda bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı görüldüğü, bu nedenle kazada 8/8 kusurlu olmadığı vicdani kanaatine varıldığı, alkol oranının 0.50 promilin üzerinde olmaması nedeniyle güvenli sürüş yeteneğini kaybedip kaybetmemesinin de öneminin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, sürücünün olaydaki kusur oranının tesbiti hakimlik mesleğinin genel ve mesleki bilgisi ile çözümlenmesi mümkün olan konulardan olmayıp teknik bir konu olması sebebiyle rapor yeterli görülmemesi halinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir. Ayrıca doğrudan doğruya alkol promil oranının 0,50 promilden az olması sebebiyle olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediğini kabul etmek de mümkün değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Bu durumda mahkemece önceki bilirkişi kurulundan farklı istanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek aralarında kusur, hasar ve nöroloji uzmanının bulunduğu bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, yol, hava, gün durumu, kaza tespit tutanağındaki veriler, davacı aracının sürücüsünün kaza tespit tutanağındaki beyanı, alkol raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek kazanın münhasıran alkollün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurların da (olumsuz yol, hava, trafik şartları vs) etkili olup olmadığının tespiti hususlarında önceki bilirkişi kurulu raporununda irdelendiği ayrıntılı, gerekçeli, somut nedenlere dayalı ve denetime elverişli bir rapor olarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 28.03.2012 güniinda oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar, kullanıcılarımızdan Sayın Avukat Deniz ŞAHİN tarafından gönderilmiştir.


İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube