Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
(H)TAZMİNAT TALEBİ ( Başkasının Arsasına Yaptığı İnşaat Arsa Malikince Devredilen Kötüniyetli Malzeme Sahibinin )

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2000/7506

K. 2000/8151

T. 12.10.2000

• SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME DAVASI ( Başkasının Arsasına Yaptığı İnşaat Arsa Sahibi Tarafından Devredilen Kötüniyetli Kişinin )

• ASGARİ LEVAZIM DEĞERİNİ TALEP HAKKI ( Başkasının Arsasına Kötüniyetle Yaptığı İnşaat Devredilen Kişinin )

• TAZMİNAT TALEBİ ( Başkasının Arsasına Yaptığı İnşaat Arsa Malikince Devredilen Kötüniyetli Malzeme Sahibinin )

• HAKSIZ İNŞAAT NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİ ( Davacının Ancak Asgari Levazım Değerini Talep Edebileceği )

743/m.648,649/2,655

818/m.61

1086/m.76

ÖZET : Davacı, kötüniyetle başkasına ait tapulu taşınmaza, kendi levazımı ile bina ve eklentilerini yapan, ağaçları diken kişi konumundadır. Taşınmaz, üzerindeki bina, eklenti ve dikilenleri ile birlikte üçüncü kişiye satılmış ve davacıya elçektirilmiştir. Bu durumda davacı ancak, davalıların haksız zenginleşmesi mevcut ise bu zenginleşme miktarından fazla olmamak kaydıyla, taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle hesaplanacak asgari levazım değerini, davalılardan, tapudaki payları oranında isteyebilir. Davalıların sebepsiz zenginleşmeleri bulunmadığı takdirde ise davanın reddi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı hazine avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.

KARAR : Davacı davalıların maliki oldukları 3. parsel sayılı taşınmaza bina ve eklentilerini yaptığını, ağaç dikip yetiştirdiğini, taşınmazın bu muhtesatlarla birlikte ortaklığın giderilmesi davası sonucu üçüncü kişiye satıldığını, davalıların haksız olarak zenginleştiklerini öne sürerek 2.360.423.455 TL.nın reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davacının işgalci olduğunu gecekondu niteliğindeki binayı kaçak olarak yaptığını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece 1.345.500.000 TL.nin tapudaki payları oranında davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm davalılardan hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Davacının haklı hiçbir neden olmaksızın davalılar adına tapuda kayıtlı çaplı taşınmaza girip, üzerine kendi malzemesi ile muhtesatlar yaptığı, taşınmazın davacının yaptığı bu muhtesatlarla birlikte üçüncü bir şahsa satıldığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Esasen taraflar arasında bu konularda çözümü gerekli bir uyuşmazlıkta bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, açıklanan ve mahkemenin de kabulünde olan bu olgular karşısında davacının davalılardan davada, olduğu gibi talep hakkının bulunup bulunmadığı, varsa bunun kapsamında toplanmaktadır.

Bir davada ileri sürülen olguları kanıtlamak, taraflara kanıtlanan olgulara göre davadaki istemi nitelendirmek, bu nitelendirmeye göre uygulanması gereken yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak uygulamak da hakimin doğrudan görevidir. ( HUMK. 76. md. )

Hemen belirtelim ki, davacı kötüniyetle başkasına ait tapulu taşınmaza kendi levazımı ile bina ve eklentilerini yapan ağaçları da diken kişi konumundadır. Taşınmaz üzerindeki bina, eklenti ve dikilenlerle birlikte üçüncü kişiye satılmış ve davacıya elçektirilmiştir. Bu olgular karşısında davacının, davalılardan MK.nun 648-655 ve 649/2 madde hükümleri uyarınca bir talepte bulunabileceğinin kabulü gerekir. Taşınmaz içerisindeki muhtesatlarla birlikte satılıp alıcısına teslim edildiğine göre davalılar davacının yaptığı muhtesatları benimsemiş sayılırlar. Böyle olunca da davacı tarafından yapılan bu muhtesatların yıkımının fahiş zarar tevlit edip etmediğinin araştırılmasına da gerek yoktur: Davacı levazımının asgari değerini isteyebilir. Gerek öğreti ve gerekse sapma göstermeyen uygulama ile asgari levazım değerinin, yapı eklenti ve dikilenlerinin yapımında kullanılan tüm malzemenin işçilik ve yapımcı karı gibi unsurlar gözetilmeksizin piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım yılı veya yıllarına göre yıpranma düşüldükten sonra elde edilecek miktar şeklinde hesaplanacağı da benimsenmiş bulunmaktadır.

Diğer taraftan davacı bu davada taşınmazın kendisince yapılan bina, eklentiler ve dikilenler nedeniyle fazla bedele satıldığını, bu fazla bedel kadar zenginleştiklerini öne sürerek bunun ödetilmesini istemiştir. Gerçekten taşınmaz davaya konu muhdesatlar nedeniyle daha yüksek bir bedelle satılmış ise bu halde davalıların haksız olarak zenginleştikleri miktarı davacıya iade etmeleri gerekir. Bu halde de olaya BK.nun 61 ve devam eden madde hükümleri uygulanmalıdır. Hal böyle olunca da davalıların sebepsiz zenginleşmelerinin olup olmadığının tesbiti de önem kazanmaktadır.

Bunun tesbitinde ise, davacının yaptığı bina, eklentiler ve dikililer için hiçbir şekilde maliyet hesabı yapılmaksızın taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle taşınmazın mevkii, konumu, imar durumu, satın alınmasındaki objektif amaç, taşınmaz üzerindeki muhtesatların alıcıya sağlayacağı muhtemel yarar ile varlığının getireceği muhtemel zarar gibi faktörler tek tek irdelenerek taşınmazın muhtesatlı gerçek sürüm değeri ile muhtesatlar yok farz edilerek gerçek sürüm değerleri ayrı ayrı saptanmakta bu yolla bulunacak iki değer arasında muhtesatları yapan lehihe bir fark oluşmaz, değişik bir anlatımla taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların varlığı alıcı yönünden bir ekonomik değer taşımadığı için satım bedeline etki yapmıyor veya yapmayacak ise davalıların muhtesatlar nedeniyle zenginleşmelerinin olmadığı aksi halde iki bedel arasında muntesatları yapan yönünden lehine bir fark oluştuğunda da bu iki değerinin birbirine oranlanması, bu oranının üçüncü kişiye satış bedeline uygulanması suretiyle elde edilecek fark bedel kadar muhtesatlar nedeniyle arsa sahiplerinin zenginleştiği kabul edilmektedir.

Mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporu az yukarıda açıklanan hususlara açıklığa kavuşturan bir rapor niteliğinde değildir. Anılan raporda, davacı tarafından yapıları bina, eklentiler ve dikilileri için asgari levazım değerine ilişkin bir tesbit olmadığı gibi, davalıların sebepsiz zenginleşmelerine ilişkin saptaması da yeterli değildir ve kendi içinde çelişkilidir. Şöyle ki; öncelikle muhtesatlar için üçüncü kişiye satış tarihi yerine dava tarihi esas alınmak suretiyle maliyet hesabı yapılıp, yıpranma düşüldükten sonra bulunan maliyet değeri zeminin değerine ilave edilmek suretiyle muhtesatlı taşınmaz değeri saptanmıştır. Diğer taraftan muhtesatsız yalın değeri ise hangi faktörler esas alınarak saptandığına ilişkin raporda inandırıcı bir gerekçeye yer verilmemiştir. Öte yandan davacının yaptığı gecekondu ve eklentilerinin aynen muhafaza edilmesine olanak yoktur şeklindeki düşünceye karşın bunların satış bedeline maliyet değerleriyle aynen yansıyacağını kabul şeklindeki çelişki de izah edilmemiştir. Bu nitelikteki bir raporun hükme esas alınması mümkün değildir.

Davadaki ileri sürülüşe göre davacı, ancak davalıların haksız zenginleşmesi mevcut ise bu zenginleşme miktarından fazla olmamak kaydıyla az yukarıda açıklanan yönteme uygun taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle hesaplanacak asgari levazım değerini davalılardan tapudaki payları oranında isteyebilir. Davalıların sebepsiz zenginleşmeleri bulunmadığı takdirde ise davanın reddi gerekir.

Mahkemenin açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapmadan yetersiz ve kendi içinde çelişkili, somut olayın özelliğine uygun düşmeyen bilirkişi raporunu aynen benimsenerek yazılı şekilde karar vermesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle temyiz olunan mahkeme kararının temyiz eden davalı hazine yararına ( BOZULMASINA ), 12.10.2000 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube