Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

(T) Haczedilmezlik Şikayeti, Havuz Hesabı,Haczi kabil olmayan para,Hakkın kötüye kullanılması

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/4971

K. 2012/21397

T. 19.6.2012

• HACZEDİLEMEZLİK ŞİKAYETİ ( Konu Edilen Banka Hesabı Olduğundan Mahkemece Hesaptaki Paraların Niteliğinin Belirlenmesi Gerektiği - Hesabın Havuz Hesabı Olduğunun Belirlenmesi Halinde Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )

• HAVUZ HESABI ( Olduğunun Belirlenmesi Halinde Haczedilmezlik Şikayetinin Reddine Karar Verilmesi Gerektiği - Haczedilemezlik Şikayeti )

• HACZİ KABİL OLMAYAN PARA ( Haczedilemezlik Şikayeti - Hesaptaki Paraların Vergi Resim ve Harç Niteliğinde Olmaları veya Kamu Hizmetinde Fiilen Kullanılıyor Olmaları Halinde Haczedilemeyeceği )

• HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI ( Haczedilemezlik Şikayeti - Borçlu Belediyenin Haczi Kabil Olmayan Paralarla Haczi Mümkün Olan Paralarını Ayrı Hesaplarda Tutması Yerine Havuz Hesabı Oluşturmasının İyi Niyetle Bağdaşmayacağı )

1086/m.74,75

6100/m.26,25

ÖZET : Dava, haczedilemezlik şikayetine ilişkindir. Haczedilmezlik şikayetine konu edilen banka hesabı olduğundan, mahkemece hesaptaki paraların niteliği belirlenmelidir. Hesapta haczi mümkün olmayan paralarla haczi kabil paraların aynı hesaba yatırılarak karıştırılması durumunda, havuz hesabı söz konusu olacaktır. Borçlu belediyenin haczi kabil olmayan paralarla haczi mümkün olan paralarını ayrı hesaplarda tutması yerine havuz hesabı oluşturmasının da iyi niyetle bağdaşmayacağı tartışmasızdır. Böyle bir davranış AİHM`nin AİHS`nin ihlali sonucu doğuracağı gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de bulunmakla, hukukça korunamayacağı muhakkaktır. Hesaptaki paraların, vergi, resim ve harç niteliğinde olmaları veya kamu hizmetinde fiilen kullanılıyor olmaları halinde haczedilemeyeceği düşünülmelidir. Hesabın havuz hesabı olduğunun belirlenmesi halinde ise haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verilmelidir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup: dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

KARAR : 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 74. maddesinin açık hükmüne göre; "Kanunu medeniyle muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksanla hüküm caizdir". Yine aynı Kanunun 75. maddesinin 1. fıkrasında ise; "Kanunun tayin eylediği istisnalardan başka hallerde hakim iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini re`sen nazarı dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz" düzenlemesi yer almaktadır.

6100 Sayılı H.M.K.nun 26. maddesiyle "talebe bağlılık", 25. maddesinde ise "taraflarca getirilme" ilkeleri düzenlenmek suretiyle, yukarıdaki yasa maddesiyle öngörülen ilkeler 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı H.M.K.`da yer almış bulunmaktadır.

Somut olayda, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat alacağına dair ilamlı icra takibi yapıldığı, alacaklının talebi üzerine borçlu belediyenin Vakıfbank`taki hesabına haciz konulduğu görülmüştür.

Borçlu vekilinin mahkemeye başvurusu, icra müdürlüğünce haciz uygulanan hesap hakkında meclisin kamuya tahsis kararı bulunduğu ve bu hesaptaki paraların resim, harç ve vergi niteliğinde olduğundan bahisle söz konusu banka hesabına konulan haczin kaldırılmasına yöneliktir.

Mahkemece, 5999 Sayılı Yasayla 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu`na eklenen geçici 6. madde ve 6111 Sayılı Kanunun geçici 2. maddesi hükümleri gerekçe gösterilerek kamulaştırmasız el atma tazminatı alacaklarının tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği, borçlu belediyenin niteliği ne olursa olsun banka hesaplarına söz konusu yasal düzenleme gereği haciz uygulanamayacağından bahisle davanın kabulüyle ilgili banka hesabına konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.

30.6.2010 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5999 Sayılı Kanunun I. maddesiyle 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanun`una eklenen geçici 6. maddesinin 8. fıkrasında evvelce açtıkları davalar sonunda tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden dolayı davaları reddedilmiş olanlar hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı, son fıkrasında ise bu madde uyarınca ödenecek olan tazminatın tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği düzenlenmiştir.

2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu`nun geçici 6. maddesinin son fıkrasında yer alan haczedilmezliğe dair düzenleme, anılan maddenin yürürlük tarihinden sonra ve bu maddeye göre uzlaşma prosedürü uygulanması sonucunda uzlaşma tutanağı ile ya da mahkeme ilamıyla tazminat ödenmesine karar verilmesi durumunda, anılan tazminatın tahsili için yapılacak icra takiplerine ilişkindir. Maddenin yürürlük tarihi olan 30.6.2010 tarihinden önce hüküm altına alınmış kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat alacakları ise anılan madde kapsamında bulunmadığından, böyle bir alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takipleri sebebiyle bu maddenin son fıkrasında yer alan haczedilmezliğe dair hükmün uygulanması mümkün değildir.

Alacaklının takibine dayanak yaptığı ilamın karar tarihi 13.5.2010 olup, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu`nun geçici 6. maddesinin yürürlüğe girdiği 30.6.2010 tarihinden öncesine ilişkindir. Bu durumda anılan maddenin olayda uygulama yeri bulunmamakla birlikte, şikayetçinin bu hususta bir şikayeti de olmadığı halde, mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak, borçlu belediyenin bu maddeye dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinin kabulüyle haczin kaldırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.

Bununla birlikte; 5393 Sayılı Belediye Kanunu`nun 15/son maddesinde; "Belediyenin kamu hizmetinde fiilen kullanılan malları ile, belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim, harç gelirleri haczedilemez" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddeye göre belediyenin haczedilmezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu hizmetinde fiilen kullanılması zorunludur.

Ayrıca, 5779 Sayılı İl Özel İdarelerine Ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun`un 7. maddesinde; bu Kanunda, belediyelere, genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından ayrılacak paylarla diğer kanunlarda verilmesi öngörülen payların vergi hükmünde olduğu düzenlenmiştir.

Maddede açıkça haczedilmezlik için vergi, resim, harç geliri olma ya da "fiilen kamu hizmetinde kullanılma" koşullarının kabul edilmesi karşısında, belediyeye ait bir paranın haczedilmezliği ancak fiili durumunun tespitiyle belirlenmelidir. Bu konuda ispat yükü ise borçluya düşmektedir. Bir diğer anlatımla, haczedilen paraların vergi, resim, harç geliri olduğunu ya da fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını borçlu belediye ispatlamalıdır. Aksi halde şikayetin reddi gerekecektir.

Haczedilmezlik şikayetine konu edilen banka hesabı olduğundan, mahkemece hesaptaki paraların niteliği belirlenmelidir. Tamamının haczi kabil olmayan paralardan oluşması halinde haczinin kabil olmayacağı tartışmasızdır. Ancak hesapta haczi kabil paraların da bulunması, bir diğer ifadeyle haczi mümkün olmayan paralarla haczi kabil paraların aynı hesaba yatırılarak karıştırılması durumunda, havuz hesabı söz konusu olacaktır. Hesabın sürekli işlem görüyor olması ve sürekli yatan ve çekilen paraların bulunması karşısında kalan bakiyenin vergi, resim ve harç gelirinden mi yoksa haczi kabil paralardan mı oluştuğunun belirlenmesine imkan yoktur. Bu şekilde haczi kabil olmayan paralarla haczi mümkün olan paraları karıştırmak suretiyle havuz hesabı oluşturan borçlu belediyenin iddiasını ispat imkanını kendisinin kaldırdığı sonucuna varılmalıdır. Borçlu belediyenin haczi kabil olmayan paralarla haczi mümkün olan paralarını ayrı hesaplarda tutması yerine havuz hesabı oluşturmasının da iyi niyetle bağdaşmayacağı tartışmasızdır. Böyle bir davranış AİHM`nin AİHS`nin 6 § 1. ve Ek 1 numaralı Protokol`ün 1. maddelerinin ihlali sonucu doğuracağı gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de bulunmakla, hukukça korunamayacağı muhakkaktır. Buna göre borçlu belediyenin, hesaptaki paraların haczedilmezliğini ispatlayamadığının kabulü gerekecektir.

O halde mahkemece, haczedilen banka hesabıyla ilgili kayıtlar ve hesap ekstresi bankadan getirtildikten ve belediyeden hesaptaki paraların nitelikleri ayrıntılı olarak sorulduktan, gerektiğinde defter ve kayıtlar ve banka hesap ekstreleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, haczedilen paraların niteliği belirlenmelidir. Hesaptaki paraların, vergi, resim ve harç niteliğinde olmaları veya kamu hizmetinde fiilen kullanılıyor olmaları halinde ( bu olgu belirlendiği takdirde ) haczedilemeyeceği düşünülmelidir. Hesabın yukarda açıklandığı üzere havuz hesabı olduğunun belirlenmesi halinde ise haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verilmelidir.

Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İ.İ.K.366 ve H.U.M.K.`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube