Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU
E. 2006/231
K. 2006/542
T. 8.6.2006
• ANAYASA MAHKEMESİ KARARININ DOĞURDUĞU SONUÇLAR ( Davacının Yararlanmak Amacıyla 2577 S.K. Md. 10`a Göre İdareye Başvurabileceği - Bu İstemin Reddi Üzerine Açtığı Davanın Süresinde Olduğu )
• İDARİ MAKAMIN İSTEMİ REDDİ ( Davacının Anayasa Mahkemesi Kararının Doğurduğu Sonuçlardan Yararlanmak Amacıyla 2577 S.K. Md. 10`a Göre İdareye Başvurması - Dava Açabileceğinin Kabulü Gerektiği )
• TAM YARGI DAVASI ( Davacının Anayasa Mahkemesi Kararının Doğurduğu Sonuçlardan Yararlanmak Amacıyla 2577 S.K. Md. 10`a Göre İdareye Başvurması - Bu İstemin Reddi Üzerine Açtığı Davanın Süresinde Olduğu )
2577/m. 10, 11, 12
2949/m. 53
2709/m. 153
ÖZET : Davacının Anayasa Mahkemesi kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla 2577 sayılı Kanunun 10. maddesine göre idareye başvurarak bu yeni hukuki duruma göre off-shore hesabından mevduat hesabına aktardığı parasının ödenmesi talebinde bulunabileceği ve bu başvurusunun reddi üzerine dava açabileceğinin kabulü gerektiğinden işin esasının incelenmesi gerekmektedir. 
 
İstemin Özeti : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 2.12.2005 günlü, E:2005/7621, K:2005/5749 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir. 
 
Savunmanın Özeti : Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. 
 
Danıştay Tetkik Hakimi Tuncay Dündar`ın Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. 
 
Danıştay Savcısı Mehmet Karaoğlu`nun Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. 
 
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. 
 
TÜRK MİLLETİ ADINA 
 
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davacının yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeksizin, işin esası incelendi, gereği görüşüldü: 
 
KARAR : 3.1.2004 günlü, 25335 sayılı Resmî Gazete`de yayımlanan Bakanlar Kurulu`nun 2003/6668 sayılı "Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin ( 3 ) Numaralı Fıkrası Uyarınca Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan T. İmar Bankası T.A.Ş. Nezdinde Bulunan Tasarruf, Ticari Kuruluşlar ve Diğer Kuruluşlar Mevduatının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Ödenmesine ilişkin Esas ve Usuller Hakkında" kararının 3. maddesinin 1. ve 3 numaralı bendi, 5. maddesinin birinci fıkrasındaki taahhütname koşulu ve kararname eki taahhütname, 6. maddesinin 1 numaralı bendinde yer alan taksitlendirmeye ilişkin hükümler ile 29 Haziran 2005 günlü, 2270/26817 sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tesis edilen ödememe işlemin iptali ve ödenmeyen hesap tutarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle dava açılmıştır. 
 
Danıştay Onüçüncü Dairesi 2.12.2005 günlü, E:2005/7621, K:2005/5749 sayılı kararıyla; davacının, 2577 sayılı Kanunun 12. maddesi uyarınca söz konusu Bakanlar Kurulu kararının Resmî Gazete`de yayımlandığı 3.1.2004 tarihinden itibaren 60 gün içinde doğrudan ya da 12. maddenin atıfta bulunduğu 11. madde uyarınca 60 günlük dava süresi içinde idareye başvurması halinde cevap tarihinden cevap verilmeyerek zımnen reddi halinde ise, zımnen ret tarihinden itibaren idareye yapılan başvuru tarihinde duran ve zımni ret kararından sonra kaldığı yerden devam eden 60 günlük dava açma süresi içinde yani en son 3.5.2004 tarihine kadar dava açılması gerekirken, belirtilen yasal süreler geçirildikten sonra 15.6.2005 tarihlerinde hesap karşılığının ödenmesi için idarelere yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 14.7.2005 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi olanağının bulunmadığına karar vermiştir. 
 
Davacı, 5021 sayılı Kanunun 1. maddesinin 3. fıkrasının Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesinden sonra yeni bir hukuki durumun oluştuğunu, buna göre yaptığı başvurusunun reddi üzerine açılan davanın süresinde olduğunu belirterek kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. 
 
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." kuralı yer almaktadır. 
 
Olayda 3.7.2003 tarihinde İmar Bankası ... Şubesindeki off-shore hesabını kapatıp aynı gün vadeli hesap açan davacının, bu hesaptaki parasının dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ödenmediği; ancak daha sonra anılan Bakanlar Kurulu Kararının dayanağı olan 5021 sayılı Kanunun 1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 4.5.2005 günlü, E:2004/4, K:2005/25 sayılı kararıyla iptal edilmesiyle oluşan yeni hukuki durumun kendisine de uygulanması amacıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayıtlarına 20.6.2005 gününde giren 15.6.2005 günlü dilekçesi ile başvurduğu ve davalı idarenin 29.6.2005 günlü, 2270/26817 sayılı işlemi üzerine de 14.7.2005 günlü dilekçe ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. 
 
Anayasanın 138. maddesinde yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği; 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu, kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü ya da bunların hükümlerinin Resmi Gazete`de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin kararın Resmi Gazete`de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceği, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazete`de hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hükme bağlanmış olup, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 53. maddesi de Anayasanın 153. maddesine paralel olarak düzenlenmiştir. 
 
Anayasa Mahkemesi 23.6.2005 günlü, 25854 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan 4.5.2005 günlü, E:2004/4, K:2005/25 sayılı kararıyla; kıyı bankalarındaki hesaplarından bankacılık işlemi yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan mevduat sahipleriyle aynı bankanın diğer mevduat sahipleri arasında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan yararlanma açısından bir fark bulunmadığından bunlar arasında muvazaalı durumlar dışında ayrım yapılmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle 5021 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 4969 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin değiştirilen ( 1 ) numaralı fıkrasının son paragrafının iptaline karar vermiş olup; kararın verildiği gün itibariyle kamuoyuna bildirilmesi nedeniyle konu ile ilgili bulunan idareler ve kişilerin bilgisi dahiline girdiği açıktır 
 
Öte yandan, oluşan yeni hukuki durumdan dolayı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayıtlarına 20.6.2005 günü giren davacı başvurusunun reddine ilişkin bireysel işlemin anılan Anayasa Mahkemesi kararının 23.6.2005 günlü Resmi Gazete`de yayımından sonra yani 29.6.2005 günü tesis edildiği görülmektedir. 
 
Bu nedenlerle, davacının Anayasa Mahkemesi kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla 2577 sayılı Kanunun 10. maddesine göre idareye başvurarak bu yeni hukuki duruma göre off-shore hesabından mevduat hesabına aktardığı parasının ödenmesi talebinde bulunabileceği ve bu başvurusunun reddi üzerine dava açabileceğinin kabulü gerektiğinden işin esasının incelenmesi gerekmektedir. 
 
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onüçüncü Dairesinin 2.12.2005 günlü, E:2005/7621, K:2005/5749 sayılı kararının BOZULMASINA, 08.06.2006 günü oybirliği ile karar verildi. 
 
danx
 
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube