Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C.

DANIŞTAY

15. DAİRE

E. 2011/2692

K. 2011/2995

T. 25.10.2011

• SİLAH TAŞIMA VE BULUNDURMA RUHSATI TALEBİNİN REDDİNE İLİŞKİN İDARİ İŞLEMİN İPTALİ DAVASI ( Davacının 6136 S.K. Kapsamındaki Başvurusunun Asker Kişiyi İlgilendirmediği/Askeri Hizmete İlişkin Bulunmdaığı Hususlarının Gözetileceği )

• ASKERİ KURAL VE GEREKLER YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME ( Davacının Ruhsat Talebinin Asker Kişiyi İlgilendirmediği/Askeri Hizmete İlişkin Bulunmadığı/Askeri Mahkemelerin Görevli Olduğundan Bahisle Davanın Reddinin Hatalı Olduğu/Görev )

• İDARE MAHKEMESİNİN GÖREV YÖNÜNDEN DAVAYI REDDİ ( Davacının 6136 S.K. Kapsamındaki Başvurusunun Asker Kişiyi İlgilendirmediği/Askeri Hizmete İlişkin Bulunmdaığı Hususlarının Gözetileceği - Görevsizlik Kararının Hatalı Olduğu )

• ASKER KİŞİYİ VE ASKERİ HİZMETİ İLGİLENDİREN BİR DURUMUN BULUNMAMASI ( İdare Mahkemesince Verilen Görevsizlik Kararının Hatalı Olduğu - Davacı Hakkında Tahsis Edilen İşlemlerin Hukuki Sonuçlarının Gözetilmesi Gereği/Görevsizlik Kararı )

• 6136 SAYILI KANUNA İSTİNADEN YAPILAN BAŞVURU ( Muhatap Alınan Davacının Asker ya da Sivil Olmasının Teknik Bir Kaç Husus Dışında Çok Farklılık Arzetmediği - Tesis Edilen İdari İşlemlerin Hukuki Sonuçlarının Aynı Olduğunun Kabulü )

6136/m. 1

1602/m. 20

926/m. 50

Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik/m. 1,11

ÖZET : Dava; kıdemli albay olarak görev yapmakta iken emekliye ayrılan davacının, adına kayıtlı iki ayrı silah için taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesi yönündeki talebinin reddine ilişkin idari işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare mahkemesi davayı görev yönünden reddetmiştir. Ateşli Silahlar VE Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkındaki Kanunda öngörülen işlemler bakımından muhatap alınan şahısların asker ya da sivil olmasının teknik bir kaç husus dışında farklı ölçütlere tabi kılınmaması, tesis edilen işlemlerin hukuki sonuçlarının aynı olması nedeniyle ve askerlik mesleğinin özelliğinden kaynaklanan bir takdir hakkı kullanılmasının söz konusu olmaması nedeniyle ruhsat talebi konusunda işlem tesis edilirken ve yargı yerlerince bu işlemin denetimi yapılırken askeri kural ve gerekler yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmediği açıktır.Bu nedenle, asker kişi olduğunda kuşku bulunmayan davacının yaptığı silah ruhsatı verilmesi yolundaki talebinin reddine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin bulunma koşulları birlikte gerçekleşmediğinden, idari yargı yerleri görevli olup; davanın görev yönünden reddine ilişkin temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

İstemin Özeti : Ankara 14. İdare Mahkemesi`nin, 26.11.2010 tarih ve E:2010/1791, K:2010/1656 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddedilerek Mahkeme kararının onanması istenilmektedir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Halime Yıldız

Düşüncesi : Dava konusu işlem askeri hizmete ilişkin olmadığından 1602 sayılı Yasa`nın 20. maddesinde öngörülen, asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin bulunma koşulları birlikte gerçekleşmediğinden, davanın görüm ve çözümünde genel idari yargı yeri görevi olduğu sonucunda ulaşıldığından temyiz isteminin kabul edilerek mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Demet Ünal

Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; kıdemli albay olarak görev yapmakta iken emekliye ayrılan davacının, adına kayıtlı iki ayrı silah için taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesi yönündeki talebinin reddine ilişkin Genelkurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı`nın 11.8.2010 tarih ve 234481 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara 14. İdare Mahkemesince; uyuşmazlığın, asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmetten kaynaklanması nedeniyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesince görülüp çözülmesi gerektiği, idari yargı yerlerinin görevsiz olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, anılan mahkeme kararının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu`nun 20. maddesinde; "Askeri Yüksek idare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

Bu Kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır." hükmüne yer verilmiştir.

İdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden "askeri hizmete" ilişkin olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin konusu önem arz etmektedir. Eğer bir idari işlem, askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmişse, bu işlemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler; idarenin, bir asker kişinin, askeri yeterlilik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemlerdir, işlem, askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte, menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın, Askeri Yüksek idare Mahkemesi`nde görülmesi gerekmektedir.

6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunun 1. maddesinde, ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasının bu kanun hükümlerine tabi olduğu, bu Kanuna dayanarak çıkarılan 91/1779 karar sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamındaki silahlarla ilgili ruhsatların düzenlenmesini, yenilenmesini, gerektiğinde geri alınmasını veya iptalini, bağış, satış veya veraseten intikal yolu ile el değiştirmesini, ruhsata bağlanan silahların kayıt ve tescilini, bıçak ve diğer aletler ile benzerlerinin yapım, kullanım ve naklini, armağan, hatıra ve antika silahların neler olduğunu, silah ve mermi edinilmesini, silahların yurdumuza daimi ya da geçici olarak ithal edilmesini, trap-skeet atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açılmasını ve bunların denetlenmesini, ateşli silahlar için tamir yeri açılmasını, yivli ve yivsiz av ve spor silahları ile aksamlarının ve bunlara ait mermilerinin yurda sokulması esaslarını, bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemlerini kapsadığı belirtilmiştir.

Aynı Yönetmeliğin 11. maddesinde ise, emekli Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları hakkında düzenleme getirilerek, "Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden tard veya ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesinin ( c ) bendi, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere, emekli Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteği ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşlara silah taşıma ve bulundurma izni, bağlı bulundukları Kuvvet Komutanlıklarınca, Jandarma personeli için Jandarma Genel Komutanlığınca, Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli için Sahil Güvenlik Komutanlığınca verilir.

Kanunen silah almaya ve taşımaya yetkili olan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli emekli olarak ayrılmaları halinde, ilişiklerini keserken şahsi tabancalarını emekli kimlik kartlarına işletebilirler.

Emekli ve müstafi Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için mensup olduğu kuvvet komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı şahsi tabanca envanterinde, o şahıs için kayıtlı bulunan tabanca veya tabancalardan, antika silahlar için bulundurma belgesi diğer tabancalar için taşıma belgesi düzenler ve onaylar. Taşıma ve bulundurma müsaadesi süresizdir. Ancak, emekli ve müstafi personelin durumları ilgili komutanlıkça beş yılda bir araştırılır", hükmüne yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığına yapılan başvuruda, emekli olduğundan bahisle adına kayıtlı iki ayrı silaha taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesinin talep edildiği, yapılan inceleme sonucunda davacının 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 5.12.1984 tarih ve E:1984/1576, K: 1984/1316 sayılı kararıyla zimmet suçundan iki ay hapis cezasına mahkum edildiğinin tespit edilmesi üzerine 91/1779 sayılı Yönetmeliğin ruhsat verilmesini engelleyen halleri düzenleyen 16/d-e bentleri uyarınca talebinin reddedildiği, söz konusu işlemin iptali istemiyle Ankara idare Mahkemesi nezdinde dava açıldığı anlaşılmıştır.

Özel bir düzenleme olan 6136 sayılı Kanunda öngörülen işlemler bakımından muhatap alınan şahısların asker ya da sivil olmasının teknik bir kaç husus dışında farklı ölçütlere tabi kılınmaması, tesis edilen işlemlerin hukuki sonuçlarının aynı olması nedeniyle ve askerlik mesleğinin özelliğinden kaynaklanan bir takdir hakkı kullanılmasının söz konusu olmaması nedeniyle ruhsat talebi konusunda işlem tesis edilirken ve yargı yerlerince bu işlemin denetimi yapılırken askeri kural ve gerekler yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmediği açıktır.

Bu nedenle, asker kişi olduğunda kuşku bulunmayan davacının 6136 sayılı Kanun uyarınca yaptığı silah ruhsatı verilmesi yolundaki talebinin reddine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, 1602 sayılı Yasa`nın 20. maddesinde öngörülen, asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin bulunma koşulları birlikte gerçekleşmediğinden, idari yargı yerleri görevli olup; davanın görev yönünden reddine ilişkin temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, Ankara 14. idare Mahkemesinin 26.11.2010 tarih ve E:2010/1791, K:2010/1656 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, 25.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

danx

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube