Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

(C) Yağma Suçu Hakkında Yargıtay 6. Ceza Dairesinin Kararı

T.C.

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 2010/20342

K. 2011/938

T. 2.2.2011

• YAĞMA ( Mağdurların Beyanlarında Çelişki Olduğu - Yüzleştirme ve Teşhis İşlemi Yapılamadığı/Kuşkudan Uzak Delil Bulunamadığı Hususunun Gözetileceği )

• YÜZLEŞTİRME ( Yağma - Mağdurların Beyanlarında Çelişki Olduğu/Yüzleştirme ve Teşhis İşlemi Yapılamadığının Dikkate Alınacağı )

• ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ ( Yağma/Mağdurların Beyanlarında Çelişki Olduğu - Yüzleştirme ve Teşhis İşlemi Yapılamadığının Dikkate Alınacağı/Kuşkudan Uzak Delil Bulunamadığı Hususunun Gözetileceği )

5237/m.158

ÖZET : Yağma suçunda, mağdur ifadelerinde çelişki olduğu, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin hiçbir aşamasında mağdurlarla sanıkların yüzleştirme ve teşhis işleminin yaptırılmaması ve olayın geçtiği yer ve saat ile mağdurların aşamalardaki "olay yerinin karanlık olması nedeniyle teşhis yapamayabileceklerine" ilişkin beyanları ve aradan geçen süre de dikkate alındığında bu aşamadan sonra sağlıklı bir teşhis yaptırılmasının olanaklı bulunmaması, maddi gerçek ve somut kanıtlarla desteklenmeyen varsayımlarla hükümlülük kararı verilemeyeceği, sanıkların atılı suçu işledikleri yönünde her türlü kuşkudan uzak, hukuken geçerli somut ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı gözetilmelidir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ve savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.04.2006 günlü, 2006/3-35/97 sayılı ve benzer kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "in dubio pro reo" kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabilecektir.

Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Mağdurların aşamalardaki anlatımları özünde benzer olsa da önemli ayrıntılarda tutarlı olmadığı, mağdurların anlatımlarına göre ilk yağma eyleminin 02.04.2002 günü saat 23.00 sıraları olduğu, sınırı geçemeyip olay yeri civarına dönüp kendilerine yönelik ilk eylemi gerçekleştiren kişilerle yeniden karşılaştıkları gün ve saatin 03.04.2002, 02.30 sıraları olduğu, dosyada bulunan nöbet çizelgeleri ile dinlenen tanık beyanlarına göre ise, sanıkların 02.04.2002 günü saat 21.00-24.00 saatleri arasında olay bölgesinde devriye nöbeti tuttuklarının belirlendiği, bu durumda mağdurların ilk olayın gerçekleşmesinden 3-4 saat sonra tekrar geri geldiklerinde sanıkların nöbeti devrettiklerinden karşılaşmalarının olanaklı bulunmaması, mağdurlar aşamalarda elbiselerinin soyulup üstlerindeki tüm para ve değerli eşyaların zorla alındığını belirtmelerine karşın, Bulgaristan polis görevlilerince iki devlet arasındaki protokol uyarınca 05.04.2002 günü Türk Polis görevlilerine teslim edildiklerinde üzerlerinde yapılan aramada özellikle mağdur D. B.`ın üzerinde 800 dolar, mağdur Mehmet Biryar`ın üzerinde de bir miktar para ile Seiko marka saatin ele geçirilmesi, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin hiçbir aşamasında mağdurlarla sanıkların yüzleştirme ve teşhis işleminin yaptırılmaması ve olayın geçtiği yer ve saat ile mağdurların aşamalardaki "olay yerinin karanlık olması nedeniyle teşhis yapamayabileceklerine" ilişkin beyanları ve aradan geçen süre de dikkate alındığında bu aşamadan sonra sağlıklı bir teşhis yaptırılmasının olanaklı bulunmaması, maddi gerçek ve somut kanıtlarla desteklenmeyen varsayımlarla hükümlülük kararı verilemeyeceği, sanıkların atılı suçu işledikleri yönünde her türlü kuşkudan uzak, hukuken geçerli somut ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçelerle hükümlülüklerine karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, Yerel Cumhuriyet Savcısı ile sanık ve savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve adı geçen sanık savunmanının duruşmada ileri sürdüğü tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanığın tahliyesine başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse telle salıverilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına ilişkin oybirliğiyle verilen karar 02.02.2011 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Erdal Noyan`ın katıldığı oturumda, sanık savunmanının yüzüne karşı açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.  

yarx

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube