Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

(C) Askeri Yasak Bölgeye Girmek Suçu Hakkında Yargıtay 7. Ceza Dairesinin Kararı

T.C.

YARGITAY

7. CEZA DAİRESİ

E. 2009/5416

K. 2011/4498

T. 18.4.2011

• ASKERİ YASAK BÖLGEYE GİRMEK ( Sanıkların Balık Avlarken Bakanlar Kurulu Kararı İle Yasak Bölge Olarak Kurulan Alana Girdiği - İdarenin Düzenleyici İşlemleriyle Konulan Yasaklamalar Nedeniyle Ceza Verilemeyeceği/Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin Gözetileceği )

• BALIK AVLARKEN ASKERİ YASAK BÖLGEYE GİRMEK ( Yasak Bölgenin Bakanlar Kurulu Kararı İle Oluşturulduğu - Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi Gereği İdarenin Düzenleyici İşlemleriyle Konulan Yasaklamalar Nedeniyle Ceza Verilemeyeceği )

• SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ ( Sanıkların Balık Avlarken Bakanlar Kurulu Kararı İle Yasak Bölge Olarak Kurulan Alana Girdiği - İdarenin Düzenleyici İşlemleriyle Konulan Yasaklamalar Nedeniyle Ceza Verilemeyeceği )

2565/m.26

5237/m.2

ÖZET : Sanıklar hakkında "balık avlarken Bakanlar Kurulu Kararı ile 1. derece deniz askeri yasak bölgesi olarak kurulan sahaya girdiklerinden" Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır. Olayımızda sanıklara atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup; özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde özel yasada suç olarak düzenlenen eylem, T.C.K.nın 2. maddesinde yer alan Suçta ve Cezada Kanunilik ilkesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

Bu duruma göre, 2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu hükümleriyle getirilen ve idarenin düzenleyici işlemleriyle konulan yasaklamalar, yasakların uygulama alanı ve bu alanların sınırlarının belirlenmesine dair bu düzenlemeler kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, eylemin artık suç oluşturmadığının kabulü gerekir.

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesi ve buna bağlı olarak 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 5. maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi ile aynı kanunun suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen 2. maddesi hükmü karşısında davaya konu eylemin atılı suçu oluşturup oluşturmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu bağlamda sanıklara atılı eylemler ve karşılığında uygulanacak yaptırımları düzenleyen mevzuat incelendiğinde;

22.12.1981 tarih ve 17552 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun "Askeri Yasak Bölgeler" başlıklı 2.maddesinin ( a ) bendine göre "Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile askeri yasak bölgeler kurulabilir veya kaldırılabilir. Askeri yasak bölgeler 1. ve 2 nci derece askeri yasak bölge olmak üzere ikiye ayrılır." "Bölgelerin Sınırı" başlıklı 4.maddesinde ise, "Askeri yasak bölgeler ile özel güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ve askeri güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Genelkurmay Başkanlığı kararına ekli uygun ölçekli haritalar ve koordinat listelerinde bu bölgelerin sınırları da belirtilir."

2565 Sayılı yasanın "Birinci Derece Deniz Askeri Yasak Bölgeleri" başlıklı 10.maddesinde;

"Birinci derece deniz askeri yasak bölgeleri;

a- ) Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinin sahilde bittiği noktadan itibaren deniz yönünde,

b- ) Denizdeki tesislerin çepeçevre her tarafında, En az yüz metre, en çok bir deniz mili uzaklıktan geçirilen noktaların birleştirilmesi suretiyle tespit olunur. Bu mesafeler savunma ihtiyacı veya bölgenin özelliklerinin zorunlu kıldığı hallerde Genelkurmay Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla kısaltılabilir veya uzatılabilir." ve anılan yasanın "Birinci Derece Deniz Askeri Yasak Bölgelerinde Uygulanacak Esaslar" başlıklı 11. maddesinin ( b ) ve ( c ) bentlerinde;

"Türk ve yabancı deniz araçları ancak fena hava şartları veya teknik arızalar sebebiyle ve havanın denize açılmaya imkan vermesine veya arızanın giderilmesine kadar 1. derece deniz askeri yasak bölgelerine ve bu bölgelerdeki körfez, koy, liman gibi yerlere uluslararası işaretleri göstererek sığınabilirler. Bu şekilde sığınan deniz araçlarının sorumluları, yetkili komutanlığa veya mahalli mülki idare amirliğine durumu nedenleriyle birlikte derhal bildirmek zorundadırlar.

Birinci derece deniz askeri yasak bölgesine sığınan deniz araçlarının burada kalmasına izin verilmediği takdirde, yetkili komutanlık mahalli mülki idare amiri ile işbirliği yapmak suretiyle, aracın mümkün olan en kısa süre içinde bu yeri terk etmesine, savunma tesislerine ve güvenliğine zarar verebilecek her türlü hareketleri önlemeye yarayan bütün tedbirleri almaya ve gerekli görülen hallerde aracın ve kişilerin güvenliğine zarar gelmeyeceğinden emin olmak kaydıyla, deniz aracını bölge dışındaki en yakın müsait barınma yerine çektirmeye yetkilidir." düzenlemeleri mevcuttur.

2565 Sayılı yasanın 26. maddesinde "Fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde; bu kanunun 9, 13, 17, 18 ve 21. maddeleri ile 11. maddenin ( b ) bendinde belirtilen yasaklara ve tahdit1ere uymayanlar ile anılan maddelerde yer alan gerekli bildirimi yapmayanlar hakkında üç aydan altı aya kadar hapis cezası ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar para cezası hükmolunur. Bu maddeler gereğince verilmiş izinleri savunma güvenliğine zarar verecek şekilde kullananlar hakkında bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezası" hükmolunacağı düzenlenmiştir.

Sanıklar hakkında "balık avlarken Bakanlar Kurulu Kararı ile 1. derece deniz askeri yasak bölgesi olarak kurulan sahaya girdiklerinden" bahisle 2565 Sayılı yasanın 26.maddesi uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır. Anılan yasanın yukarda belirtilen maddelerine göre 1. derece deniz askeri yasak bölgesi ve bu bölgelerin çevresindeki emniyet mesafesi ile bu bölgelerde uyulması gereken yasaklar idarenin düzenleyici işlemi ile belirlenmektedir. 5252 Sayılı yasanın geçici 1. maddesinde "Diğer kanunların, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır." hükmü mevcut olup anılan yasa hükümlerinde 5237 Sayılı T.C.K.nun genel hükümlerine uyum amacıyla bir değişiklik yapılmadığından T.C.K.nun 5. maddesinin 2565 Sayılı yasa yönünden 1.1.2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinin kabulü gerekir. Olayımızda sanıklara atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup; Türk Ceza Kanununun 5. maddesinde sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde özel yasada suç olarak düzenlenen eylem, T.C.K.nın 2. maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Anılan maddeye göre "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz."

Bu duruma göre, 2565 Sayılı yasa hükümleriyle getirilen ve idarenin düzenleyici işlemleriyle konulan yasaklamalar, yasakların uygulama alanı ve bu alanların sınırlarının belirlenmesine dair bu düzenlemeler T.C.K.nun 2. maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, 5252 Sayılı kanunun geçici 1. maddesiyle T.C.K.nun 2 ve 5.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; 2565 Sayılı kanunun 21 ve 26. maddelerinde suçu tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin ( örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının ) ve atılı eylemin artık suç oluşturmadığının kabulü gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan bu gerekçelerle, sanığın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, 5237 Sayılı T.C.K. nın 7/1. maddesi ve 5320 Sayılı yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı C.M.U.K. nun 322. maddesi uyarınca suç oluşturmayan atılı fiilden sanığın BERAATİNE, 18.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  

yarx

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube