Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
(H) MURİS MUVAZAASI NEDENİYLE TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Devredilen Taşınmazların Devir Tarihlerindeki Gerçek Bedelleriyle Satış Bedeli Arasında Fark Olması-Davanın İspatına Delil Olmaması )

T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2001/1535

K. 2001/1679

T. 14.2.2001

• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Muris Muvazaası Nedeniyle )

• TANIK ( Muris Muvazaası Nedeniyle İptal ve Tescil Davasında Taraf Tanıklarının Mutlaka Arazi Başında Dinlenilmesine Gerek Olmaması )

• KEŞİF ( Davacının Getirdiği Deliller ile Muvazaa İddiasının Kanıtlanması Durumunda Keşif Yapılmasında Zorunluluk Olmaması )

• MURİS MUVAZAASI NEDENİYLE TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Devredilen Taşınmazların Devir Tarihlerindeki Gerçek Bedelleriyle Satış Bedeli Arasında Fark Olması-Davanın İspatına Delil Olmaması )

1086/m.159,163,363

ÖZET : Muris muvazaasında devredilen taşınmazların devir tarihlerindeki gerçek bedelleriyle satış bedeli arasındaki fark davanın ispatında başlı başına bir delil değil, öteki delillerle birlikte değerlendirilmesi gereken bir unsurdur. Başka bir anlatımla davacının getirdiği öteki deliller ile muvazaa iddiası kanıtlandığı takdirde keşif yapılmasında bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ayrıca, muris muvazaasında taraf tanıklarının mutlaka arazi başında dinlenilmesine de gerek yoktur. Bu itibarla davacıya keşif masrafı yatırmadığından dolayı bir müeyyide uygulanması ve davanın bu nedenle reddi doğru değildir.

DAVA : Davacılar tarafından,davalı aleyhine açılan tapu iptali tescil ve tenkis davasının yapılan yargılamasında Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacılar tarafından duruşmalı temyizi üzerine dosya incelendi, duruşma isteği duruşma pullarının olmaması nedeniyle reddedildi,dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, muris muvazaasına dayalı iptal, tescil isteğine ilişkindir. Çekişmeli taşınmaz, miras bırakan tarafından Ölünceye kadar bakma akdi ile devredilmiştir.

Mahkemece mahallinde keşif yapılmak üzere masraf yatırılması için verilen kesin önele davacının riayet etmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere;Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkca belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle HUMK.nun 159. maddesinde açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, aynı yasanın 163. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur.

Hemen belirtmek gerekir ki,ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazan davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önliyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkca anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.

Muris muvazaasında devredilen taşınmazların devir tarihlerindeki gerçek bedelleriyle satış bedeli arasındaki fark davanın ıspatında başlı başına bir delil değil, öteki delillerle birlikte değerlendirilmesi gereken bir unsurdur. Başka bir anlatımla davacının getirdiği öteki deliller ile muvazaa iddiası kanıtladığı takdirde keşif yapılmasında bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ayrıca, muris muvazaasında taraf tanıklarının mutlaka arazi başında dinlenilmesine de gerek yoktur. Bu itibarla davacıya keşif masrafı yatırmadığından dolayı bir müeyyide uygulanması ve davanın bu nedenle reddi doğru değildir.

SONUÇ : Hal böyle olunca,davacı ve davalıya tanıklarını duruşmada dinletmeleri için davetiye masrafı yatırmak üzere kesin önel verilmesi;keza başkaca delilleri varsa ibraz etmelerinin istenilmesi ve buna göre bir karar verilmesi gerekirken,yazılı olduğu üzere davanın reddedilmesi isabetsizdir.

Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK`nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 14.2.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

yarx

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube