Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/1676

K. 2013/2179

T. 18.02.2013

* İPTAL HAKKI ( Esaslı Hataya Düşen Tarafın Hukuki İlişkiyi Geçmişe Etkili Olarak Ortadan Kaldırılabileceği ve Verdiği Şeyi Geri İsteyebileceği - İptal Hakkının Kullanılmasının Hiçbir Şekle Bağlı Olmadığı/Hatanın Öğrenildiği Tarihten İtibaren Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre İçerisinde İsteneceği )

* ESASLI HATA (Sözleşmenin Konusu Niteliği ve Ödenecek Miktar Gibi Hususlarda Dikkatsizliği veya Bilgisizliği Sonucu Gerçek İradesine Uymayan Beyanda Bulunmak Suretiyle Esaslı Hataya Düşen Tarafın Sözleşme İle Bağlı Sayılamayacağı)

* HATA HUKUKSAL NEDENİNE DAYALI TAPU İPTALİ İLE TESCİLİ (Davacının Konumunun Farklı Yerde Olduğunu Sandığı Arsayı Satın Aldığı Zannı İle Başka Taşınmaz Bedelini Ödediği ve Adına Tescil Edildiği/Anılan İşlemde Hataya Düştüğü - Hatanın Varlığının Her Türlü Delille İspat Edilebileceği)

* HATANIN ESASLI KABUL EDİLMESİ (Hem Yanılgıya Düşen Taraf Yönünden Hem de İş Hayatındaki Dürüstlük Kuralları Açısından Hataya Düşülmeseydi Böyle Bir Sözleşmenin Hiç veya Açıklanan Biçimde Yapılmayacağının İspatlanması Zorunlu Olduğu)

* HUKUKİ İLİŞKİNİN GEÇMİŞE ETKİLİ ORTADAN KALDIRILMASI (Esaslı Hataya Düşenin İsterse İptal Hakkını Kullanmak Suretiyle Ortadan Kaldırılabileceği ve Verdiği Şeyi Geri İsteyebileceği) 6098/m.31, 34, 35 818/m.24, 25, 26 4721/m.2

ÖZET: Davacının, konumunun farklı yerde olduğunu sandığı arsayı satın aldığı zannı ile pazarlık yaparak taşınmaz bedelini ödediği ve taşınmazın adına tescil edildiği, anılan işlemde hataya düştüğünü ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Dava yanılma (hata) hukuksal nedenine dayanmaktadır. Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hatanın esaslı kabul edilebilmesi için, hem yanılgıya düşen taraf yönünden hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. İptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir. Taraf delillerinin yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirilip oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken davanın reddi hukuka aykırıdır.

DAVA: Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, Tetkik Hakimi Derya Alaybeyoğlu`nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Davacı, yurt dışında yaşadığını, kendi adına arsa almak üzere dava dışı kayın pederi Halilibirahim`e vekaletname verdiğini, vekil tarafından alınan 11 parsel sayılı taşınmazın adına tescil edildiğini, arsa üzerine ev yapmak için belediyeye başvurduğunda ise davalı tarafından gösterilen ve üzerinde pazarlık yapılan taşınmazın Taşağıl Mahallesinde cami yanındaki arsa olmasına karşın, devri yapılan yerin Bağlarbaşı Mahallesinde, şehir dışında ve düşük bedelli bir yer olduğunu anladığını, davalının hileli davranarak düşük bedelli arsasını sattığını ileri sürerek, tapunun iptaliyle ödediği 20.000.-TL nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

İddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriği itibariyle davacının “Taşağıl Mahallesinde ve cami yanındaki arsayı”satın aldığı zannı ile pazarlık yaparak taşınmaz bedelini ödediği ve 11 parsel sayılı taşınmazın adına tescil edildiği, anılan işlemde hataya düştüğünü ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın yanılma (hata) hukuksal nedenine dayandığı duraksanmayacak biçimde açıktır. Nitekim davalı da savcılıktaki ifadesinde, 2010 yılı içerisinde 9 adet taşınmazı icra satışı ile aldığını, bu nedenle hangi tapuların hangi arsaya ait olduğunu bilmediğini,davacının vekili Halilibrahim`in Taşağıl Mahallesindeki cami yanındaki arsayı satın almak için geldiğini, kendisinin de bu arsa için 20.000.-TL isteyip o arsaya ait olduğunu düşündüğü tapuyu verdiğini, tapudaki işlemlerin Halilibrahim tarafından yapıldığını, Bağlarbaşı Mahallesindeki arsayı davacının istediği arsa zannederek sattığını beyan etmiştir. Bilindiği üzere, sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, Türk Borçlar Kanununda (TBK`da) esaslı yanılma (hatanın) tanımı yapılmamış, 31. (BK 24. m.) maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan yanılmanın (hatanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde yanılgıya (hataya) düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki yanılgının (hatanın) ileri sürülmesi TBK`nun 34. (BK`nun 25. m.) ve Türk Medeni Kanununun (TMK) 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın. Bunun yanı sıra, sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK`nun 35. (BK`nun 26.) maddesinde öngörüldüğü gibi aldatmayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir. Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Yanılmanın (Hatanın) öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def`i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca yanılmanın (hatanın) varlığı her türlü delille ispat edilebilir.

Hal böyle olunca, taraf delillerinin yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirilip oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken ,yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir.

SONUÇ: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.`nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube