Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C.

YARGITAY

14. CEZA DAİRESİ

E. 2011/17788

K. 2011/1565

T. 27.10.2011

* ÇOCUĞUN KAÇIRILMASI VE ALIKONULMASI ( Mağdur Çocuğun Ailesinin Çocuğun Nerede ve Kimin Yanında Bulunduğunu Bildiklerinin Anlaşılması Sebebiyle Atılı Suçun Tipiklik Unsurunun Oluşmadığının Gözetileceği )

* TİPİKLİK UNSURU ( Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması - Mağdur Çocuğun Ailesinin Çocuğun Nerede ve Kimin Yanında Bulunduğunu Bildiklerinin Anlaşılması Sebebiyle Atılı Suçun Tipiklik Unsurunun Oluşmadığının Gözetilmesi Gereği )

* TEMEL CEZANIN BELİRLENMESİ ( Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması - Temel Ceza Belirlenirken Gerekçe Göstermeden Sadece "Takdiren ve Teşdiden" Denilerek En Üst Sınırdan Ceza Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

* GEREKÇE ( Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması - Temel Ceza Belirlenirken Gerekçe Göstermeden Sadece "Takdiren ve Teşdiden" Denilerek En Üst Sınırdan Ceza Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu ) 5237/m.61, 234 5271/m.230

ÖZET: Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan sanığın; mağdur çocuğun ailesinin, çocuğun nerede ve kimin yanında bulunduğunu bildiklerinin anlaşılması sebebiyle atılı suçun tipiklik unsurunun oluşmadığı, mağdurenin yaşı, eylemin rızasıyla gerçekleşmesi sebebiyle fiilin başka bir suçu da oluşturmayacağı gözetilerek beraat kararı verilmesi gerekir.

Belirlenen temel cezada, en üst sınırdan cezalandırma gerekçeleri gösterilmeden sadece "takdiren ve teşdiden" ceza verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan sanık E. E.`in yapılan yargılaması sonucu; atılı suçtan mahkumiyetine dair Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 04.12.2007 tarih ve 2007/667 Esas, 2007/788 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Katılan G.D. beyanlarında sanığın eve gelip kızı olan mağdureyi alarak evinden çıktığını ifade ettiği ve annesinin mağdurenin nerede ve kiminle olduğunu suç tarihinde bildiği, 5327 Sayılı Kanunun 234/3. maddesinin genel gerekçesinin "....Çocuğun evi terk etmesinin ana ve babada büyük bir tedirginlik oluşturduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Belirtilen gerekçelerle Türk Ceza Kanununun `Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması` başlıklı 234. maddesine, kanuni temsilcinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu rızasıyla da olsa yanında tutan kişiye çocuğun ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmek yönünde bir yükümlülük yükleyen ve bu yükümlülüğe aykırı davranışı suç olarak tanımlayan bir fıkra eklenmiştir..." şeklinde olduğu, genel gerekçeden de anlaşıldığı üzere kanun maddesinin konuluş amacının evi terk eden çocuğun kimin yanında ve nerede olduğunu bilmeyerek tedirginlik yaşayan ailenin, çocuğu yanında bulunduran kişi tarafından ailesine veya kolluğa haber verilmesi suretiyle tedirginlik halinin kaldırılması olduğu, dosyada bulunan katılanın beyanlarından mağdur çocuğun ailesinin, çocuğun nerede ve kimin yanında bulunduğunu bildiklerinin anlaşılması sebebiyle atılı suçun tipiklik unsurunun oluşmadığı, mağdurenin yaşı, eylemin rızasıyla gerçekleşmesi sebebiyle fiilin başka bir suçu da oluşturmayacağı gözetilerek beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

Kabule göre de;

Kurulan hükümde 5237 Sayılı T.C.K.nun 234/3. maddesi uyarınca belirlenen temel cezada, en üst sınırdan cezalandırma gerekçeleri gösterilmeden sadece "takdiren ve teşdiden" denerek T.C.K.nun 61 ve C.M.K.nun 230. maddelerine aykırılık,

Sanığa ait adli sicil kaydındaki erteli para cezasına dair mahkumiyetine ait suçu işlediği zamanda 18 yaşından küçük olduğu, 3682 Sayılı Adli Sicil Kanununun 8/1-b ve (d) madde ve fıkraları uyarınca silinme koşullarının gerçekleşmesine rağmen 5271 Sayılı C.M.K.nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun karar yerinde tartışılmaması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle sanık hakkında kurulan hükmün C.M.U.K.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 27.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube