Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

(C) 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Aykırılık Hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Kararı

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/7-302

K. 2012/23

T. 7.2.2012

• 556 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEYE AYKIRILIK ( Sanıklara Atılı Eylemin Suç Olmaktan Çıkarılmasından Dolayı Derhal Beraat Kararı Verilmesi Koşullarının Oluştuğu - Derhal Beraat Kararı Verilmesi Gereken Bir Halde Zamanaşımından Düşme Kararı Verilemeyeceği)

• DERHAL BERAAT KARARI VERİLMESİ GEREKEN HALDE DÜŞME KARARI VERİLMESİ ( Zamanaşımından Düşme Kararı Verilemeyeceği - 556 S. KHK’ye Aykırılık/Sanıklara Atılı Eylemin Suç Olmaktan Çıkarılması)

• ZAMANAŞIMI ( 556 S. KHK’ye Aykırılık/Sanıklara Atılı Eylemin Suç Olmaktan Çıkarılması - Derhal Beraat Kararı Verilmesi Koşullarının Oluştuğu Bir Halde Zamanaşımından Düşme Kararı Verilemeyeceği)

• EYLEMİN SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMASI ( 556 S. KHK’ye Aykırılık - Derhal Beraat Kararı Verilmesi Koşullarının Oluştuğu/Derhal Beraat Kararı Verilmesi Gereken Bir Halde Zamanaşımından Düşme Kararı Verilemeyeceği)

5237/m.2,5

5271/m.223/9

ÖZET : Uyuşmazlık; derhal beraat kararı verilmesi gereken bir hal bulunup bulunmadığıyla buna bağlı olarak derhal beraat kararı verilmesi gereken bir halde zamanaşımının dolması sebebiyle ortadan kaldırma ( düşme) kararı verilmesinin olanaklı olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. Sanıklar hakkında yargılamanın devam ettiği süreçte, 01 Ocak 2009 tarihinden sonra 5237 Sayılı T.C.K.nın 2 ve 5. maddelerinin de yer aldığı genel hükümlerin, özel yasalar açısından da uygulanmasının zorunlu olması ve Anayasa Mahkemesi`nin anılan iptal kararı gözönüne alındığında sanıklara atılı eylemin suç olmaktan çıkarılmasından dolayı C.M.K.nın 223/9. maddesi uyarınca derhal beraat kararı verilmesi koşullarının oluştuğu, derhal beraat kararı verilmesi gereken bir halde de Kanunun açık düzenlemesi ve Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları dikkate alınarak zamanaşımından düşme kararı verilemeyeceği kabul edilmelidir.

Sanıklar hakkında C.M.K.nın 223. maddesinin 2-a ve 9. fıkraları uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken, yerel mahkemece; "5237 Sayılı T.C.K.nın 2/2. maddesi gereğince idarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza uygulanamaz hükmü uyarınca verilen ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesinde de isabet bulunmamaktadır.

DAVA : 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aykırılık suçundan sanıklar M. A. İ.ve H. T.`in yapılan yargılamaları sonucunda, "5237 Sayılı T.C.K.nun 2/2. maddesi gereğince idarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza uygulanamaz hükmü gereğince sanıklar hakkında 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince ceza verilmesine yer olmadığına" ilişkin, Birecik Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.12.2006 gün ve 283-350 Sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 13.6.2011 gün ve 15932-7967 sayı ile;

"… I-Katılan vekilinin sanıklar hakkında 556 Sayılı khk.ye muhalefet suçundan verilen hükme yönelik temyizine göre yapılan incelemede,

Zamanaşımını kesen en son işlem olan sanıkların savunmalarının alındığı 1.11.2005 ve 3.6.2006 tarihleri itibariyle temyiz inceleme gününde 765 Sayılı T.C.K.nun 102/4. maddesinde öngörülen dava zamanaşımı gerçekleşmiş bulunduğundan hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca bozulmasına, anılan madde uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına…", karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 6.9.2011 gün ve 94724 sayı ile;

"... İtirazlarımız özel dairenin 556 Sayılı khk`ye dair vermiş olduğu ( I) numaralı hükmünün bozulmasına yöneliktir. Yasal mevzuatımız incelendiğinde;

A-) l) Suç tarihinde yürürlükte bulanan 1412 Sayılı C.M.U.K.un 253/son maddesi şöyledir.

`Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma veya düşme kararı verilemez` hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 Sayılı C.M.K.nun 223/9. maddesi şöyledir; `Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez`

2-) Suç tarihinde yürürlükte bulunan 556 Sayılı khk`nin 61-A/c maddesi ise şöyledir; `61. maddede yazılı fiillerden birini işleyenler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına ve altıyüz milyon liradan bir milyar liraya kadar para cezasına, ayrıca işyerlerinin bir yıldan az olmamak üzere kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmelerine, hükmolunur`

Öte yandan;

B-) Yargıtay Ceza Genel Kurulu duraksamasız uygulamasına göre, zamanaşımının gerçekleşmesi halinde`, derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç, öncelikle `beraat` değil, `zamanaşımı sebebiyle düşme` kararı verilmelidir. Derhal beraat kararı ise eylemin ilk bakışta açıkça suç oluşturmadığının anlaşılması haliyle sınırlı bir düzenleme olduğu cihetle, bu halde uygulanmalıdır, denilmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde,

Sanıklar hakkında savunmalarının alındığı tarihle inceleme tarihi olan 13.6.2011 tarihleri arasında zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek ortadan kaldırma kararı verilmiştir.

Oysa Anayasa Mahkemesi`nin 5.7.2008 tarihli Resmi Gazete yayımlanan 3.1.2008 gün ve 2005/15 esas ve 2008/2 karar sayılı hükmü ile 556 Sayılı khk`nin 9. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının ( b) bendi ile ve 61. maddesinin incelenen ( a) bendiyle ( c) bendinin düzenleyici işlemle suç ve ceza konulamayacağı belirtilerek Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olup iptalin doğuracağı hukuksal boşluk dikkate alınarak iptal hükmünün Resmi Gazetede yayımından itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

Kanun koyucu tarafından yasal düzenlemenin ise iptal hükmünün Resmi Gazetede yayımından itibaren 6 geçtikten sonra 21.1.2009 kabul tarihli, 28.1.2009 tarih ve 27124 Sayılı R.G.de yayımlanan 5833 Sayılı Kanununla yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda özel dairenin istikrar kazanmış uygulamasında da belirtildiği üzere, sanıklar hakkında 556 Sayılı khk.nın 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olup, bu maddenin atıf yaptığı 61. maddede ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 Sayılı Kanunun geçici 1 nci maddesinde `Diğer kanunların 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır. 5237 Sayılı T.C.K.nın 1.1.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1. maddesinde `Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır` ve aynı kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2. maddesinin 1. fıkrasında ise `Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz ...` hükümleri yer almaktadır. 5252 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesiyle T.C.K.nın 2. maddesi ve 1.1.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 556 Sayılı khk. nın suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır.

Tüm bu değerlendirmeler dikkate alındığında sanıklar hakkında iddianame kapsamı gözetildiğinde 1.1.2009 tarihinden itibaren bu tarihten önce işlenmiş olan fiiller açısından 556 Sayılı KHK kapsamında suç oluşturan bir eylemin bulunmadığı ve derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durumun olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda sanıklar hakkında ortadan kaldırma yerine, beraat kararı verilmelidir...",

Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Dairenin zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına ve sanıkların beraatına kararı verilmesi isteminde bulunmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : İtirazın kapsamına göre inceleme 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aykırılık suçuyla sınırlı olarak yapılmıştır.

Yerel mahkemenin sanıklar hakkındaki, "5237 Sayılı T.C.K.nın 2/2 nci maddesi gereğince idarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza uygulanamaz hükmü uyarınca verilen ceza verilmesine yer olmadığına" dair hükmünün Özel Daire tarafından zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle bozulmasına ve kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği olayda Yargıtay C. Başsavcılığıyla Özel Daire arasında oluşan Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; derhal beraat kararı verilmesi gereken bir hal bulunup bulunmadığıyla buna bağlı olarak derhal beraat kararı verilmesi gereken bir halde zamanaşımının dolması sebebiyle ortadan kaldırma ( düşme) kararı verilmesinin olanaklı olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Birecik C.Başsavcılığının 11.7.2005 tarihli iddianamesiyle, sanıklar hakkında; "11.6.2004 tarihinde ilçe merkezindeki turistik tesislere satmak amacıyla temin ettikleri toplam 210 adet 70 cc. lik sahte rakıyı nakletmek isterken kolluk tarafından yakalandıkları, Tekel Yeni Rakı markasını veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildikleri veya bilmeleri gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satarak, dağıtarak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkartarak 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aykırılık suçunu işledikleri" iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanıkların yargılama sırasında savunmalarının 1.11.2005 ve 3.6.2006 tarihlerinde alındığı, bu tarihten sonra zamanaşımını kesen başkaca bir işlem olmadığı, yerel mahkemece 28.12.2006 tarihinde sanıklar hakkında bu suçtan ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Özel Dairece de incelemenin yapıldığı 13.6.2011 tarihi itibarıyla 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4. maddesi uyarınca zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle sanıklar hakkındaki kamu davasının ortadan kaldırılmasına hükmolunduğu anlaşılmaktadır.

5237 Sayılı T.C.K.nın "Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi" başlıklı 2 nci maddesinde;

" ( 1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.

( 2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz",

"Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5. maddesinde; " ( 1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.

5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun geçici 1. maddesinde; "Diğer kanunların, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır" hükmü uyarınca, 01 Ocak 2009 tarihinden itibaren 5237 Sayılı T.C.K.nın 5. maddesi hükmü tüm özel yasalar açısından da geçerli olup, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacaktır. Bunun sonucu olarak ta unsurlarının bir kısmı bile olsa kanun hükmünde kararnameyle belirlenen eylemler anılan tarihten itibaren suç olmaktan çıkarılmıştır.

Öte yandan, 556 Sayılı khk`nin sanıklara atılı 61/A-c maddesinde cezai yaptırıma bağlanan eylemlerin düzenlendiği hükümler Anayasa Mahkemesi`nin 3.1.2008 gün ve 2005/15-2008/2 Sayılı kararıyla; "556 Sayılı khk`nin itiraz konusu 9. ve 61. maddelerinde belirtilen eylemlere, 5194 Sayılı Yasayla değiştirilen 61/A maddesinde ceza yaptırımı öngörülmektedir. Suç ve cezalara dair esasları düzenleyen 38. madde Anayasa`nın 2. kısmının 2. bölümünde yer aldığından bu konudaki düzenlemelerin kanun hükmünde kararnameyle yapılması olanaklı olmadığı gibi, bu eylemlere ceza öngören maddenin yasayla düzenlemesi de bu sonucu değiştirmez. Bu nedenle, itiraz konusu 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname`nin 9. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının ( b) bentleriyle 61. maddesinin anılan bentler yönünden incelenen ( a) bendiyle ( c) bendi Anayasa`nın 38. ve 91. maddesine aykırıdır. İptali gerekir" gerekçesiyle iptal edilmiş, gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla iptal kararının Resmi Gazete`de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüş olup, bu karar 5.7.2008 gün ve 26927 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 5.1.2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi`nin iptal kararı üzerine doğan yasal boşluk ise, 28.1.2009 gün ve 27124 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5833 Sayılı yasayla giderilmiştir.

Tüm bu hususlar birlikte göz önüne alındığında sanıklara atılı eylemin suç olmaktan çıkarıldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay 7. Ceza Dairesinin kararları da bu yöndedir.

5271 Sayılı C.M.K.nın 223/2-a maddesi uyarınca yüklenen fiilin yasada suç olarak düzenlenmemiş olması halinde beraat kararı verilmesi gerektiği, 9. fıkrasında ise, derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmış, maddenin hükümet gerekçesinde de; "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilmesi gerekir" denilmiştir.

Ceza Genel Kurulunun 23.11.2010 gün ve 136-229 Sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da; zamanaşımının gerçekleşmesi halinde, derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç, öncelikle beraat değil, zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilmesi, aksi halde yani derhal beraat kararı gerektiren hallerde zamanaşımından düşme kararı verilmemesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanıklar hakkında yargılamanın devam ettiği süreçte, 01 Ocak 2009 tarihinden sonra 5237 Sayılı T.C.K.nın 2 ve 5. maddelerinin de yer aldığı genel hükümlerin, özel yasalar açısından da uygulanmasının zorunlu olması ve Anayasa Mahkemesi`nin anılan iptal kararı gözönüne alındığında sanıklara atılı eylemin suç olmaktan çıkarılmasından dolayı C.M.K.nın 223/9. maddesi uyarınca derhal beraat kararı verilmesi koşullarının oluştuğu, derhal beraat kararı verilmesi gereken bir halde de Kanunun açık düzenlemesi ve Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları dikkate alınarak zamanaşımından düşme kararı verilemeyeceği kabul edilmelidir.

Diğer taraftan sanıklar hakkında C.M.K.nın 223. maddesinin 2-a ve 9. fıkraları uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken, yerel mahkemece; "5237 Sayılı T.C.K.nın 2/2 nci maddesi gereğince idarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza uygulanamaz hükmü uyarınca verilen ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesinde de isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla itirazın kabulüne, Özel Dairenin zamanaşımından ortadan kaldırma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün derhal beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5271 Sayılı C.M.K.nın 223. maddesinin 2 nci fıkrasının ( a) bendi ve aynı maddenin 9. fıkrası uyarınca sanıkların beraatlerine karar verilmelidir.

İtirazın kabulü yönünde oy kullanan Genel Kurul Üyesi V. Dirim; "Somut olayda, dava zamanaşımı süresinin dolduğu açıktır. Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle açılan davada beraat kararı verilmesi gerektiği konusunda da, Yargıtay 7. Ceza Dairesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur.

Uyuşmazlık, 5271 Sayılı C.M.K.nun 223/9`ncu maddesinin uygulanma koşullarının ne olduğu ve somut olayda, beraat ya da düşme kararlarından hangisinin verilmesi gerektiği konusundadır.

Birinci görüşe göre; yargılamanın geldiği aşama itibariyle beraat kararı verilebiliyorsa verilmeli ya da verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun ise, dairesince onanmalıdır. Eğer yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, eksik soruşturma söz konusuysa ya da sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekiyorsa, zamanaşımı süresi dolduğu için davanın düşürülmesi gerekir.

Karşı görüşe göre ise; 5271 Sayılı C.M.K.nun 223/9`ncu maddesinde yer alan "derhal" kavramını, "… delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek", " işin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması " ya da "kanun değişikliğiyle fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması halleri"yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; zamanaşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerekir. Bu görüş; kanunun lafzına da, ruhuna da uygun değildir.

Bilindiği üzere, 5271 Sayılı C.M.K.nun yazılı bir gerekçesi yoktur. "Derhal" kelimesi "çabucak" ( B.K.. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde; "davanın esasına girmeden", "delil takdiri gerektirmeyen durumlar" ya da "fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması" ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir. Bu nedenle, belirtilen hususları 5271 Sayılı C.M.K.nun 223/9`ncu maddesinin uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir.

Değil mahkeme ve hakim, gerektiğinde Cumhuriyet savcısı ve kolluk amiri ( …aramada ... 5271 Sayılı C.M.K.m. 119), kolluk ve hatta üçüncü kişiler ( …suçüstü halinde yakalamada 5271 Sayılı C.M.K.m. 90...) bile, "delil takdiri" yapabilirken, 5271 Sayılı C.M.K.nun 223. maddesinin dokuzuncu fıkrası bağlamında mahkemenin delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez. Mahkeme ve hakimin bu madde ve fıkra bağlamında da delilleri takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır.

Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkumdur. Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur.

Kanun değişikliğiyle fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhal beraat kararı verilmesi gerekir.

Kanaatimizce, "derhal" kavramı dar ( yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı) yorumlanmak yerine; İ.H.A.S. 6 ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddelerinde vurgulanan "Masumiyet Karinesi" ve "Adil Yargılanma Hakkı" ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan "Lekelenmeme Hakkı" dikkate alınmak suretiyle; "yargılamanın geldiği aşama itibariyle" diğer bir ifadeyle "ilave bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan ..." olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır.

5271 Sayılı C.M.K.nun 223/9. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi sebepten dolayı verileceği önemli değildir. Yani, beraat hükmü, söz konusu maddenin 2. fıkrasında yer alan beş sebepten ( 1-Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2-Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3- Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4-Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5-Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir. Önemli olan beraat kararının derhal verilebilecek olmasıdır.

Derhal, yani yargılamanın geldiği aşama itibariyle, beraat kararı verilebiliyorsa; artık koşulları olsa bile, "durma" "düşme" veya "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilemez.

Açıklanan nedenlerle, somut olayda derhal, yani; yargılamanın geldiği aşama itibariyle, ilave bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle beraat kararı verilmesi gerektiğinden, itirazın kabulüne karar verilmelidir" düşüncesiyle değişik gerekçe ifade etmiştir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Genel Kurul Üyesi; "olayda sanıklar hakkında derhal beraat kararı verilmesi gereken bir hal bulunmadığı" düşüncesiyle itirazın reddi yönünde karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

1-) Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne,

2-)Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.6.2011 gün ve 15932-7967 Sayılı kararının 556 Sayılı khk`ye aykırılık suçuna dair olarak kaldırılmasına,

3-) Birecik Asliye Ceza Mahkemesi`nin 28.12.2006 gün ve 283-350 Sayılı kararının 556 Sayılı khk`ye aykırılık suçu yönünden derhal beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA;

Ancak, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1412 Sayılı cyuy`nın 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 Sayılı C.M.K.nın 223. maddesinin 2 nci fıkrasının ( a) bendi ve aynı maddenin 9. fıkrası uyarınca sanıkların 556 Sayılı KHK`ye aykırılık suçundan beraatlerine,

4-) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 07.02.2012 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.  

yarx

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube