Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

(T) Borçlu Olmadığının Tespiti,Avukatın Borçlunun Şahsi Vekili Olması

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2011/13-691

K. 2012/37

T. 1.2.2012

• BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ ( Borçlunun Temsil Ettiği Yönetime Değil Şahsına Karşı Yürütülen Takip Sebebiyle Avukatına Kendi Adına Vekalet Vermesinde Vekil Tarafından da Davacının Şahsı Adına Eldeki Davanın Açılmasında Bir İsabetsizlik Bulunmadığı)

• VEKALETNAME İBRAZI ( Avukat Açtığı veya Takip Ettiği Dava ve İşlerde Noter Tarafından Onaylanan ya da Düzenlenen Vekaletname Aslını veya Avukat Tarafından Onaylanmış Aslına Uygun Örneğini Dava Yahut Takip Dosyasına Konulmak Üzere İbraz Etmek Zorunda Olduğu)

• AVUKATIN BORÇLUNUN ŞAHSİ VEKİLİ OLMASI ( Borçlu Olmadığının Tespiti - Borçlunun Temsil Ettiği Yönetime Değil Şahsına Karşı Yürütülen Takip Sebebiyle Avukatına Kendi Adına Vekalet Vermesinde Vekil Tarafından da Davacının Şahsı Adına Eldeki Davanın Açılmasında Bir İsabetsizlik Bulunmadığı)

6100/m.76

2004/m.72

ÖZET : Dava, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu`nun 72. maddesine dayalı, borçlu olmadığının tespiti ( menfi tespit) istemine ilişkindir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ( H.M.K.`nun; "Vekaletnamenin İbrazı" başlıklı 76. maddesinin 1. fıkrasına göre: Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekaletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır. Davacı/borçlu vekili de davayı açarken vekaletnamesini ibraz etmiştir. Vekaletnamede, avukatın davacı borçlunun şahsi vekili olduğu, apartman yönetimine vekil kılınmadığı belirgindir. Borçlunun temsil ettiği yönetime değil; şahsına karşı yürütülen takip sebebiyle avukatına kendi adına vekalet vermesinde; vekil tarafından da davacının şahsı adına eldeki davanın açılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

DAVA : Taraflar arasındaki "Menfi Tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi`nce davanın kabulüne dair verilen 18.6.2009 gün ve 2008/25 E., 2009/294 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar tarafından istenilmesi üzerine. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi`nin 21.6.2010 gün ve 2010/665 E.-2010/8855 K. sayılı ilamı ile;

( ... Davacı, yöneticisi bulunduğu F. D. apartmanında davalıların eşi ve annesi olan dava dışı M. D.`in de bir adet dairesinin bulunduğunu, davalıların anılan dairede herhangi bir hakları bulunmamasına rağmen apartmanın pis sularının anılan daireye aktığından bahisle aldıkları tespit raporuna dayanarak apartman yönetimine karşı uğranılan zarar ve kira tazminatı yönünden icra takibi başlattıklarını ileri sürerek bu takipten dolayı borçsuzluğun tesbitine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, eski apartman yöneticisinin 16.10.1999 tarihinde verdiği taahhüt belgesiyle meydana gelen zararı üstlendiğini, bundan yeni yönetiminde sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, eski yönetici tarafından 16.10.1999 tarihinde taahhüt başlıklı belge verilse de taşınmaz malikinin dava dışı M. D. olduğu, adı geçen şahsın 28.1.2003 tarihinde anılan dairenin intifa hakkını kendi üzerinde bırakarak tapuda devrini davalılara verdiği, bu durumda oluşan zarar ve kira kaybına dair tazminatı intifa hakkı sahibinin isteyebileceği, apartman yönetici olan davacıdan şahsi borç olarak talepte bulunulamayacağı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1-)Davacı, dava dilekçesinde davacı olarak bizzat kendi ismini yazmak ve dava dilekçesine eklediği 11.1.2007 tarihli Avukat Mustafa Öztok`a verdiği vekaletnamesinde de yine kendi ismini belirtmek suretiyle apartman yönetimini temsilen eldeki davayı açmıştır. Oysaki dava apartman yönetimini temsilen açılıyorsa bu yön dava dilekçesinin başlık bölümünde belirtilmeli, avukata verilen vekaletnamenin de apartman yönetimini temsilen verildiği vekaletnamede açıkça belirtilmelidir. Gerçek kişi adına verilen vekaletnameyle apartman yönetimi temsil edilemez. Hal böyle olunca bu yöndeki eksikliklerin giderilmesinden sonra işin esası incelenmesi gerekir. Mahkemenin apartman yönetimi adına avukata verilmiş bir vekaletnamenin ibrazını sağlamadan yazılı şekilde hüküm tesis etmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-)Bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir...),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

H.G.K.`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu`nun 72. maddesine dayalı, borçlu olmadığının tespiti ( menfi tespit) istemine ilişkindir.

Davacı/borçlu vekili, davacının F. D. Apartmanı yöneticisi olduğunu, davalıların ise bu taşınmazda daire sahibi olan M. D.`in eşi ve kızı olduklarını, davalıların apartman yönetimiyle ilgili işlerden dolayı zarara uğradıkları iddiasıyla davacı aleyhine icra takibi yaptıklarını, apartman yöneticisinin kişisel olarak borçtan sorumlu olmasının mümkün olmadığını belirterek, davacının Çanakkale 2. İcra Müdürlüğünün 2006/3293 Sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine bu dosyada tahsil edilen miktarın istirdadına karar verilmesini istemiştir.

Davalı/alacaklılar, davanın reddini savunmuştur.

Mahkeme. M. D.`in intifa hakkı sahibi olduğu daire için kullanamamaktan dolayı, eşi ve kızı olan davalıların, kira alacağı talep etme yetkisinin bulunmadığı, F. D. Apartmanı 3 numaralı dairede logar sebebiyle oluşan zarar ve daireyi kullanamamaktan doğan kira kayıplarının apartman yöneticisi davacı/takip borçlusundan şahsi borç olarak talep edilmesinin mümkün bulunmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

Davalıların temyizi üzerine karar Özel Dairece, yukarda başlık bölümünde açıklanan nedenlerle, usul eksikliğine dayalı olarak, bozulmuştur.

Mahkeme, icra takip borçlusunun M. G. olup, icra takibinin bu kişi hakkında açılıp, kesinleştiği; bu sebeple apartman yönetimi tarafından açılan bir dava olmadığı gibi, apartman yönetimi borçlu gösterilerek yapılan bir takibin de bulunmadığı; F. D. Apartmanı 3 numaralı dairede logar sebebiyle oluşan zarar ve daireyi kullanamamaktan doğan kira kayıplarının apartman yöneticisi davacıdan şahsi borç olarak talep edilemeyeceği, gerekçesiyle önceki kararında direnmiş; hükmü davalılardan B. F. D. temyize getirmiştir.

H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; takip dosyası ve dava dilekçesi kapsamına göre, davacı/takip borçlusunun davayı kendi adına mı, apartman yönetimini temsilen mi açtığı; buna bağlı olarak avukatına vermiş olduğu vekaletnamenin usulüne uygun olup olmadığı noktasındadır.

Hemen belirtmelidir ki, Çanakkale 2. İcra Müdürlüğü`nün 2006/3293 Sayılı dosyasında alacaklı tarafından M. G. borçlu gösterilmek suretiyle takip yapılmıştır. Nitekim, takip talepnamesi ve ödeme emri içeriğinde de takip borçlusu olarak salt davacı "M. G.` gösterilmiş; "apartman yönetimini temsilen M. G. ibaresine yer verilmemiştir. Şu hale göre, apartman yönetimi aleyhine yapılmadığı çok açıktır.

Kaldı ki, takip sırasında davacı M. G.`in maaş, menkul ve gayrimenkullerinin haczine karar verilmiş; bu sebeple de davacı eldeki davayı kendi adına ve kendisi aleyhine yürütülen takip sebebiyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle açmıştır.

Bilindiği üzere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ( H.M.K.`nun; "Vekaletnamenin İbrazı" başlıklı 76. maddesinin 1. fıkrasına göre: Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekaletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır.

Davacı/borçlu vekili de davayı açarken vekaletnamesini ibraz etmiştir.

Vekaletnamede, avukatın davacı borçlunun şahsi vekili olduğu, apartman yönetimine vekil kılınmadığı belirgindir.

Hal böyle olunca, borçlunun temsil ettiği yönetime değil; şahsına karşı yürütülen takip sebebiyle avukatına kendi adına vekalet vermesinde; vekil tarafından da davacının şahsı adına eldeki davanın açılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ne var ki, işin esasına yönelik davalı B. F. D.`in temyiz itirazları Özel dairesince incelenmemiştir. O nedenle, söz konusu temyiz incelenmesi yapılmak üzere dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle direnme uygun olup, işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 13. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 01.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

yarx

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube