Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
(H)KIDEM TAZMİNATI (İş Sözleşmesi Dava Açıldığında Devam Ettiğinden Mahkemece Bu Ödemelerin Geri Çekildiği ve Ödeme Yapılmadığı ve Bu Nedenle Alınan İbranamelerin Geçersiz Olduğu Yönünde Tespit Kararı Verilmesi Gerektiği )

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/18296

K. 2012/33423

T. 8.10.2012

• KIDEM TAZMİNATI (İş Sözleşmesi Dava Açıldığında Devam Ettiğinden Mahkemece Bu Ödemelerin Geri Çekildiği ve Ödeme Yapılmadığı ve Bu Nedenle Alınan İbranamelerin Geçersiz Olduğu Yönünde Tespit Kararı Verilmesi Gerektiği )

• İŞYERİ DEVRİ (Yıllık Ücretli İzin Alacağından Devreden Alt İşverenin Sorumluluğu Bulunmadığı - Keza Dava Açıldığında Davacı Devir Nedeni İle Devralan Alt İşveren Nezdinde Çalışmaya Devam Ettiğinden Fesihle Alacağa Dönüşeceği )

• YILLIK ÜCRETLİ İZİN ALACAĞI (Devreden Alt İşverenin Sorumluluğu Bulunmadığı/Keza Dava Açıldığında Davacı Devir Nedeni İle Devralan Alt İşveren Nezdinde Çalışmaya Devam Ettiğinden Fesihle Alacağa Dönüşeceği - Kıdem Tazminatı ve Yıllık Ücretli İzin Alacağı )

• MÜŞTEREK VE MÜTESELSİL SORUMLULUK (Kıdem Tazminatında Devirden Sonra İş Akdinin Kıdem Tazminatını Hak Edecek Şekilde Son Bulması Halinde Davalı Alt İşveren Kendi Dönemindeki Süre ve Ücret Üzerinden Müştereken ve Müteselsilin Sorumluluğu Olacağı )

6100/m.106

4857/m.6,92/3

ÖZET : İlk ihale dönemi sonrası ödenen kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin davacıdan geri alındığından ve keza iş sözleşmesi dava açıldığında devam ettiğinden, mahkemece bu ödemelerin geri çekildiği, ödeme yapılmadığı ve bu nedenle alınan ibranamelerin geçersiz olduğu yönünde tespit kararı verilmesi, HMK.`un 106. Maddesine uygun düşmektedir.

İşyeri devri halinde yıllık ücretli izin alacağından devreden alt işverenin sorumluluğu bulunmamaktadır. Keza dava açıldığında davacı devir nedeni ile devralan alt işveren nezdinde çalışmaya devam ettiğinden, fesihle alacağa dönüşecektir. Kıdem tazminatında ise devirden sonra iş akdinin kıdem tazminatını hak edecek şekilde son bulması halinde, davalı alt işveren kendi dönemindeki süre ve ücret üzerinden müştereken ve müteselsilin sorumluluğu olacaktır. Davacının halen çalıştığı, devreden alt işveren nezdinde kıdem tazminatı ve izin kullanmadığının, ödeme yapılmadığının ve imzalanan ibranamelerin tespitine karar verilmiştir. Kısaca iş ilişkisinin devam ettiği belirtilerek, hukuki ilişkinin varlığı, ödeme yapılmadığı ve ibranamelerin geçersizliği ile belgenin sahteliği tespit edilmiştir. Bu nedenle bu tespitlerle yetinilmesi gerekirken, davadan sonra gerçekleşecek haklar için miktar belirtilerek tespit kararı verilmesi ve miktar olarak kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının ayrıca tespitine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Davacı vekili, halen davalı asıl işveren işyerinde son ihaleyi alan alt işveren işçisi olarak çalışan davacıya, ihaleyi kaybeden davalı alt işverenin kıdem tazminatı ve izin alacağı ödemediğinin, imzalattığı ibranamenin geçersiz olduğunun ve kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının miktar olarak tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : A )Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, halen davalı asıl işveren işyerinde son ihaleyi alan alt işveren işçisi olarak çalışan davacıya, ihaleyi kaybeden davalı alt işverenin kıdem tazminatı ve izin alacağı adı altında yaptığı ödemeyi geri aldığının, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin ödemediğinin, imzalattığı ibranamenin geçersiz olduğunun ve kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının miktar olarak tespitine, kıdem tazminatına işten çıkış tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte işten çıkış tarihinden sonra her iki davalıdan müşterek ve müteselsilen talep edilebileceğinin tespitine, yine kullandırılmayan yıllık ücretli izin sürelerinin tespitine ve bu süreye denk gelen ödenmeyen yıllık ücretli izin alacağının miktar olarak belirlenerek işten çıkış tarihinden sonra hak ediş tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte her iki davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsilinin talep edilebileceğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

B )Davalı Cevabının Özeti:

Davalı EÜAŞ vekili, kurum ile davacı arasında herhangi bir iş akdi bulunmadığını, davacının iş akdinin haksız feshi söz konusu olmadığını, iş akdi belirli süreli iş akdi olduğunu, dolayısıyla kararlaştırılan süre sonunda iş akdinin sona ermesinin zaten taraflar arasında daha işin başında kararlaştırıldığını, davalı şirketler tarafından davacının iş akdi usul ve yasalara önellere uyulmak üzere sona erdirildiğini belirtirken,

Diğer davalı şirket vekili ise şirketin bu güne kadar toplam üç güvenlik ihalesi aldığını, bu ihalelerden de görüleceği üzere dava konusu edilmiş olan iş davalı olan şirket yönünden belirli süreli ve sürekli olmayan bir iş olduğunu, alt işveren olarak kabul edilen davalının ancak kendi ihale döneminde kendisi tarafından yaptırılan işler nedeniyle sorumlu olduğunu, bu ilkeden hareketle olaya bakıldığında davacının davalı şirkette kıdem tazminatını hak edecek şekilde yalnızca ilk ihale döneminde çalıştığını, davacının bu döneme ait kıdem tazminatı ve izin ücreti alacağının banka hesabına yatırıldığını ve zaten kendisinin de şirkete ibra ettiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

C )Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalılar arasında güvenlik hizmetinin ihale ile verilmesi nedeni ile asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu, tanık beyanları ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan BÇM iş müfettişi raporuna göre işveren tarafından yatırılan kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının işveren tarafından kredi kartlarının toplanarak tekrar çekildiği, davacı tarafından verildiği iddia olunan ibranamenin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı, davacının imzalamış olduğu ibranamenin geçerli olmadığı, davacının hizmet döküm cetveline göre, davalı alt işveren güvenlik şirketinde çalıştıktan sonra ihaleyi yeni alan şirkette çalışmaya devam ettiği, Yargıtay`ın emsal kararı gereği feshe bağlı Kıdem ve Yıllık ücreti izin alacağı açısından, davacının ihaleyi yeni alan işveren nezdinde çalışmaya devam etmesi nedeniyle "eda davası" açılması için gerekli şart olan fesih olgusunun henüz gerçekleşmediği, davacının henüz eda davası açması için feshe bağlı alacaklar olan Kıdem tazminatı ve Yıllık izin ücreti için talep hakkının henüz doğmadığı, ancak tespit davası açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının miktar olarak tespitine karar verilmiştir.

D )Temyiz:

Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

E )Gerekçe:

6100 sayılı HMK.`un 106. Maddesine göre "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır".

4857 sayılı İş Kanunu`nun 92/3 maddesine göre ise "Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İş mahkemesinin kararına karşı taraflarca 5521 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulması iş mahkemesince hüküm altına alınan işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmez"

Alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri alt işverenler arasında 4857 sayılı İş Kanunu`nun 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulünü gerektirir. İşyeri devrinde, devralan işveren kendi dönemindeki süre ve devraldığı işverende gerçekleşen işçilik alacaklarından, devreden işveren ise kendi dönemindeki gerçekleşen işçilik alacaklarından sorumludur.

4857 sayılı İş Kanunu`nun 6. Maddesinde işyeri devri halinde devreden ve devralan işverenin sorumluluğu düzenlenmiş olup, maddeye göre "İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır". 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ise 428. Maddesinde işyeri, 429. Maddesinde ise iş sözleşmesinin devrinde devreden ve devralan işverenlerin sorumluluğunu aynı şekilde düzenlemiştir.

1475 sayılı Yasanın 14/2. maddesi hükmü, 4857 sayılı İş Kanunu`nun 6. maddesinde belirtilen işyeri devrini de içine alan daha geniş bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Gerçekten maddede işyerlerinin devir veya intikalinden söz edildikten sonra "…yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli…" denilmek suretiyle uygulama alanı 4857 sayılı İş Kanunu`nun 6. maddesine göre daha geniş biçimde çizilmiştir. O halde kıdem tazminatı açısından asıl işveren alt işveren ilişkisinin sona ermesinin ardından işyerinden ayrılan alt işveren ile daha sonra aynı işi alan alt işveren arasında hukuki veya fiili bir bağlantı olsun ya da olmasın kıdem tazminatı açısından önceki işverenin devir tarihindeki ücret ve kendi dönemi ile sınırlı sorumluluğu, son alt işverenin ise tüm dönemden sorumluluğu kabul edilmelidir.

İş Kanunu`nun 59. Maddesi gereğince de "İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir". Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşyerinin devri veya iş sözleşmesinin devri halinde ortada fesih bulunmadığından sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelen yıllık ücretli izin alacağından devreden işveren sorumlu tutulamaz.

Dosya içeriğine göre davacı güvenlik hizmetinde davalı asıl işveren Elektrik Üretim A.Şirketi işyerinde ihale ile güvenlik hizmetini alan alt işveren şirketler işçisi olarak çalışmaktadır. Davacı bir dönemi bir yıldan fazla, diğer dönemler bir yıldan az süre ile ihale sözleşmeleri kapsamında davalı alt işveren güvenlik şirket işçisi olarak çalışmış, davalı alt işverenin ihaleyi kaybetmesi üzerine de yeni ihaleyi alan güvenlik şirket işçisi olarak çalışmasına devam etmektedir. Davalı alt işveren güvenlik şirketinin ilk dönem olan ve bir yıldan fazla süre ile süren ihale dönemi için davacı adına banka hesabına kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin ödemesi yapmış, ancak bu miktarları ihaleyi aldıktan sonra davacıdan geri almıştır. Daha sonraki ihale dönmeleri ise bir yıldan az olduğu gerekçesi ile tazminat ve izin ücreti ödemesi yapılmamış, davacı işçiden ibra alınmıştır.

Somut bu hukuki ve maddi olgulara göre;

1. İlk ihale dönemi sonrası ödenen kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin davacıdan geri alındığından ve keza iş sözleşmesi dava açıldığında devam ettiğinden, mahkemece bu ödemelerin geri çekildiği, ödeme yapılmadığı ve bu nedenle alınan ibranamelerin geçersiz olduğu yönünde tespit kararı verilmesi, HMK.`un 106. Maddesine uygun düşmektedir. Bu nedenle davalıların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Yukarda açıklandığı gibi işyeri devri halinde yıllık ücretli izin alacağından devreden alt işverenin sorumluluğu bulunmamaktadır. Keza dava açıldığında davacı devir nedeni ile devralan alt işveren nezdinde çalışmaya devam ettiğinden, fesihle alacağa dönüşecektir. Kıdem tazminatında ise devirden sonra iş akdinin kıdem tazminatını hak edecek şekilde son bulması halinde, davalı alt işveren kendi dönemindeki süre ve ücret üzerinden müştereken ve müteselsilin sorumluluğu olacaktır. Davacının halen çalıştığı, devreden alt işveren nezdinde kıdem tazminatı ve izin kullanmadığının, ödeme yapılmadığının ve imzalanan ibranamelerin tespitine karar verilmiştir. Kısaca iş ilişkisinin devam ettiği belirtilerek, hukuki ilişkinin varlığı, ödeme yapılmadığı ve ibranamelerin geçersizliği ile belgenin sahteliği tespit edilmiştir. Bu nedenle bu tespitlerle yetinilmesi gerekirken, davadan sonra gerçekleşecek haklar için miktar belirtilerek tespit kararı verilmesi ve miktar olarak kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının ayrıca tespitine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

F )Sonuç:

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

yarx

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube