Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
İKNCİ DAİRE
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Basvuru no: 53329/12
Ali Rıza SÖZEN v. Türkiye
 
12 Subat 2013 tarihinde,
Baskan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Isıl Karakas,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller
ve Daire yazı isleri müdür yardımcısı Françoise Elens-Passos’un katımıyla
olusturulan Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Dairesi), 17 Ağustos 2012 tarihli
basvuru ile ilgili yapılan müzakereler sonrasında asağıdaki kararı vermistir:
OLAY VE OLGULAR
1. Basvuran Ali Rıza Sözen, T.C. vatandası olup 1959 doğumludur. Basvurunun
yapıldığı tarihte, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktaydı.
DAVANIN KOSULLARI
2. Basvurunun kendine özgü kosulları, basvuran tarafından ifade edildiği sekilde,
asağıdaki gibi özetlenebilir:
A. Basvuran aleyhine yürütülen ceza davası
3. Basvuran, olay ve olguların meydana geldiği dönemde Kara Kuvvetleri’nde
albay rütbesiyle görev yapmaktaydı.
4. Đstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi 11 Subat 2011 tarihinde basvuranın
tutuklanmasına karar vermistir. Basvuran, Silahlı Kuvvetler bünyesindeki general ve
subaylardan olusan Balyoz isimli (Fransızca “la masse”, Đngilizce “sledgehammer”) suç
örgütüne üye olmakla suçlanmıstır. Mahkeme, söz konusu kisileri, 2002 ve 2003
yıllarında, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan eski Ceza Kanunu’nun
147. maddesi gereğince cezalandırılması gereken bir fiil olan, seçilen hükümeti siddet
3
kullanarak devirmek amacıyla askeri darbe tasarlamakla suçlamıstır (Balyoz davasının
ayrıntıları için, bkz, Doğan v. Türkiye (kabul edilebilirlik kararı), no.28484/10, 10 Nisan
2012).
5. Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 21 Eylül 2012 tarihinde Balyoz planı hakkında
kararını vermis ve bu davada basvuranı on altı yıl hapis cezasına mahkûm etmistir.
6. Dava dosyasında yer alan delillere göre, ceza yargılaması Yargıtay nezdinde
halen derdesttir.
B. Basvuranın emekliliğe ayrılması
7. Yüksek Askeri Sura 1 Ağustos 2011 tarihli kararla, basvuranın kadrosuzluk
nedeniyle -ve çok sayıda askerin- 30 Ağustos 2011 tarihinden itibaren emekliliğe sevk
edilmesine karar vermistir.
8. Cumhurbaskanı, Basbakan ve Savunma Bakanı 4 Ağustos 2011 tarihinde bu
kararı onamıslardır.
9. Basvuran 10 Ağustos 2011 tarihinde emekliye ayrılmasına iliskin kararın iptali
talebiyle Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’ne basvurmustur. Aynı zamanda 4 Ağustos
2011 tarihli kararın yürürlüğünün durdurulmasını talep etmistir. Basvurana göre,
emekliliğe sevk edilmesi, hakkında ceza kovusturmaları yürütülmesine dayandırılmıs
olup, bu durum masumiyet karinesi ilkesiyle bağdasmamaktadır. Basvuran ayrıca
Balyoz davasından suçlanan orduya mensup generallerinin emekliliğe sevk
edilmemeleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığından sikâyet etmektedir.
10. Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi 24 Ağustos 2011 tarihli kararla yürütmenin
durdurulması talebini reddetmistir.
11. Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi 3 Mayıs 2012 tarihinde alınan kararla,
basvuranın iptal talebini reddetmistir. Mahkeme, ordunun ihtiyaçlarına göre gerekli
albay kontenjanının her yıl Yüksek Askeri Sura tarafından belirlendiği ve basvuranın
emekliliğe sevk edilme nedeninin uygun kadro bulunmaması olduğu kanaatine
varmıstır.
C. Đlgili Đç Hukuk Kuralları
12. Anayasa’nın 125. maddesi su sekildedir:
4
“Đdarenin her türlü eylem ve islemlerine karsı yargı yolu açıktır. (…)
Cumhurbaskanının tek basına yapacağı islemler ile Yüksek Askerî Sûranın kararları yargı
denetimi dısındadır. Ancak, Yüksek Askerî Sûranın terfi islemleri ile kadrosuzluk nedeniyle
emekliye ayırma hariç her türlü ilisik kesme kararlarına karsı yargı yolu açıktır.
(…)”
SĐKÂYETLER
13. Basvuran, Sözlesme’nin 6. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak, emekliliğe sevk
edilmesi nedeniyle masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
14. Ayrıca Sözlesme’nin 6. maddesi 1. fıkrası ile 13. maddesine dayanarak,
mahkemeye erisim hakkının Anayasa’nın 125. maddesince engellenmesi nedeniyle
etkili iç hukuk yolundan mahrum bırakıldığından sikâyet etmektedir.
15. Basvuran aynı zamanda Sözlesme’nin 14. maddesini ileri sürerek, kendisiyle
aynı durumda bulunan bazı generallerin emekliliğe sevk edilmemeleri nedeniyle
ayrımcılığa maruz kaldığından sikâyet etmektedir.
HUKUKĐ DEĞERLENDĐRME
A. Sözlesme’nin 6. maddesinin 2. fıkrası bağlamında yapılan sikâyet hakkında
16. Basvuran, Sözlesme’nin 6. maddesi, 2. fıkrasının ihlal edecek sekilde
emekliliğe sevk edilmesinden sikâyetçi olmaktadır. Bu madde su sekilde ifade
edilmektedir:
“Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.”
17. AĐHM, sanık hakkında verilen herhangi bir adli kararın sanığın suçluluğunun
yasal olarak kanıtlanmamasına rağmen, suçlu olduğunu yansıtması halinde masuniyet
karinesinin ihlal edildiğini hatırlatmaktadır. Hatta resmi bir tespit bulunmaması halinde
bile, hâkimin ilgili sahsın suçlu olduğu kanaatine vardığını düsündürecek nitelikte bir
gerekçe de yeterli olabilmektedir. Sayet Sözlesme’nin 6. maddesinin 2. fıkrasında
belirtilen masumiyet karinesi ilkesinin aynı hükmün 1. fıkrasında yer alan adil ceza
yargılamasına iliskin unsurlar arasında bulunsa bile, ceza alanında basit bir usul
güvencesiyle sınırlandırılmamaktadır. Kapsamı daha genis olmakla birlikte Devletin ya
da kamu yetkilisinin herhangi bir temsilcisinin sadece bir kisinin suçluluğunun
5
“mahkeme” tarafından kanıtlanmasından önce suçlu olduğunu beyan etmesini
gerektirmektedir (bkz, özellikle, Allenet de Ribemont v. Fransa, 10 Subat 1995, §§ 35-
36, seri A no. 308, Daktaras v. Litvanya, no. 42095/98, §§ 41-42, AĐHM 2000-X,
Lavents v. Letonya, no. 58442/00, § 126, 28 Kasım 2002, ve Butkevicius v. Litvanya,
no. 48297/99, §§ 50-52, AĐHM 2002-II (özetler)).
18. Somut olayda AĐHM’in görevi öncelikle, basvuranın emekliliğe sevk
edilmesinin ve Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’ndeki yargılamanın Sözlesme’nin 6.
maddesinin 1. fıkrası anlamında basvuran hakkında “cezai alanda bir suçlama” ya mahal
verip vermediğini arastırmaktan ibarettir. Aksi takdirde AĐHM, bu suçlamanın bununla
birlikte Sözlesme’nin 6. maddesinin 2. fıkrasının uygulama alanına girecek biçimde
ceza yargılamasına bağlı olup olmadığını arastıracaktır.
19. AĐHM, basvuranın gerek Yüksek Askeri Sura gerekse Askeri Yüksek Đdare
Mahkemesi tarafından suçun faili olarak resmen belirtilmediğini tespit etmektedir.
Esasen dava dosyasına göre, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi 3 Mayıs 2012 tarihli
kararını, Kara Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan albay sayısının sınırlandırılmasına ve
basvuran için uygun kadro bulunmamasına dayandırmıstır. Bu mahkeme, basvuran
hakkında ceza yargılaması yürütülmesine iliskin bir sonuç çıkarmaktan kaçınmaktadır.
Baska bir deyisle, somut olayda ulusal makamların kararı basvuranın ileri sürdüğü
masumiyet karinesiyle ilgili olan adli alandan farklı olarak idari alanda verilmistir.
20. Ceza yargılaması ile basvuranın emekliliğe sevk edilmesi arasında, bu sevk
edilme durumunun Sözlesme’nin 6. maddesinin 2. fıkrasının uygulama alanına
girebileceğini haklı gösterecek bir iliskinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi
gerekmektedir
21. Oysa AĐHM, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesindeki yargılama sonucunun ceza
yargılaması için pek de belirleyici olmadığını tespit etmektedir. AĐHM aynı zamanda,
basvuranın emekliliğe iliskin tüm haklardan yararlanabileceği bir sistemle yani normal
yollardan emekliliğe ayrıldığını kaydetmektedir.
22. Dolayısıyla AĐHM, Sözlesme’nin 6. maddesinin 2. fıkrasının somut olaya
uygulanmayacağı sonucuna varmıstır.
23. Sonuç olarak bu sikâyetin Sözlesme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası uyarınca
reddedilmesi gerekmektedir.
6
B. Mahkemeye erisimin mümkün olmaması ve etkili bir hukuk yolunun
bulunmaması bağlamında yapılan sikâyetler hakkında
24. Basvuran Sözlesme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ile 13. maddelerine dayanarak,
emekliliğe sevk edilmesi nedeniyle ulusal mahkemelere basvurma imkânı
bulunmadığını ve bu durumun Anayasa’nın 125. maddesinden kaynaklandığını ileri
sürmektedir.
25. AĐHM, basvuranın emekliliğe sevk edilmesine iliskin kararın iptali için
10 Ağustos 2011 tarihinde Askeri Yüksek Đdare Mahkemesinde dava açtığını ve
3 Mayıs 2012 tarihinde bu mahkemenin, basvuranın iddialarını esas yönünden karara
bağlayarak nihai kararını verdiğini tespit etmektedir.
26. Sonuç olarak bu sikâyetlerin, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle
Sözlesme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ile 4. fıkrası uyarınca kabul
edilemez olduğunun belirtilmesi gerekmektedir.
C. Sözlesme’nin 14. maddesi bağlamında yapılan sikâyet hakkında
27. Basvuran Sözlesme’nin 14. maddesine dayanarak, kendisi gibi haklarında ceza
yargılaması yürütülen tutuklu bazı generallerin re’sen emekliye ayrılmadıkları
gerekçesiyle ayrımcılığa maruz kaldığından sikâyet etmektedir.
28. Đleri sürülen iddiaları incelemekle yetkili olan AĐHM, elinde bulunan unsurların
tamamını göz önünde bulundurarak, Sözlesme ile güvence altına alınan hak ve
özgürlüklerin ihlal edilmediği kanaatindedir.
29. Sonuç olarak, sikâyetin bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle,
Sözlesme’nin 35. maddesinin, 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelere dayanarak, AĐHM, oybirliğiyle,
Basvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermistir.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube