Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
AKSU v. TÜRKĐYE
KARARIN KISA ÖZETĐ
Türkiye tarafından finanse edilerek yayımlanan kitap ve iki sözlük,
Romanlara hakaret edici nitelikte değildir.
 
Büyük Daire’nin, Aksu v. Türkiye davasıyla (basvuru numaraları: 4149/04 ve 41029/04) ilgili
hâlihazırda verdiği nihai kararında, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi oybirliğiyle su sonuca
varmıstır:
Sözü edilen kitap ve sözlüklerin içeriği konusunda, Avrupa Đnsan Hakları Sözlesmesi’nin 8.
maddesinin (özel ve aile hayatına saygı) ihlal edilmediğine karar verilmistir.
Basvuran, Romanlar hakkındaki kitabın bazı bölümlerinde ve iki sözlükte yer alan tanımlarda
hakaret edici ve ayrımcı ifadeler kullanıldığını iddia etmistir.
AĐHM, özellikle Türk makamlarının, Roman topluluğuna mensup olan M. Aksu’nun özel
hayatına saygı gösterilmesi hakkını etkili olarak korumak amacıyla, AĐHS 8. maddesi
gereğince üzerine düsen görevi yerine getirmek için gereken bütün önlemleri almıs olduğu
kanaatine varmıstır. AĐHM, bununla birlikte sözlüklerde “Çingene” kelimesinin ikinci anlamı
olarak yazılan “pinti” kelimesini, mecazi olarak tanımlamak yerine “kötüleyici” veya
“hakaret edici” manada tanımlamanın daha tercih edilebilir olacağı kanaatine varmıstır.
Baslıca Olaylar
Basvuran, Mustafa Aksu, T.C. vatandası olup 1931 doğumludur ve Ankara’da ikamet
etmektedir. Roman kökenli olan M. Aksu, Devlet tarafından finanse edilerek yayımlanan üç
eserin Roman düsmanlığı duygusunu yansıtan açıklama ve ifadeler içerdiğini iddia
etmektedir.
Haziran 2001’de, M. Aksu, Kültür Bakanlığı’nca yayımlanan “Türkiye Çingeneleri” isimli
kitapta, Çingenelerin suç faaliyetlerine karısan kisiler olduğu anlatılıp, haklarında küçük
düsürücü ifadelere yer verilmesinden dolayı Türkiye Çingeneler Derneği adına Bakanlık
nezdinde sikâyette bulunmustur. Basvurana göre yazar, bazı Çingeneleri özellikle “hırsız,
yankesici, uyusturucu kaçakçısı” olarak nitelendirmistir. M. Aksu, sonuç olarak eserin
satısının durdurulmasını ve kitabın bütün kopyalarına el konulmasını talep etmistir.
Kültür Bakanlığı, danısma komisyonunun yayımlanan eserler konusundaki tespitine göre
kitabın bilimsel arastırmalara dayandığını ve yazarın bu konuda hiçbir değisiklik yapmadığını
bildirmistir. Bunun üzerine M. Aksu, Bakanlık ve kitabın yazarı hakkında adli yargı
organlarına basvurmustur. M. Aksu tazminat talebinden baska, kitabın müsaderesini,
2
yayılmasının ve yayımının durdurulmasını talep etmistir. Eylül 2002’de Ankara Asliye Hukuk
Mahkemesi, basvuranın kitabın yazarı hakkındaki taleplerini reddetmis ve ayrıca Bakanlık
aleyhine yürütülen davaya iliskin olarak da, yetkisizliğine karar vermistir. Yargıtay, bu kararı
onamıs ve Aralık 2003 tarihinde, basvuranın karar düzeltme talebini reddetmistir. Ardından,
Nisan 2004 tarihinde Đdari Mahkeme, M. Aksu’nun Bakanlık aleyhine yaptığı basvuruyu
reddetmistir. Hem Đdari Mahkemesi hem de Asliye Hukuk Mahkemesi de kararlarında, eserin
bilimsel arastırmaların bir ürünü olduğu, sikâyet edilen bölümlerin hakaret niteliği tasımadığı
ve özellikle yazarın bu eseri meydana getirmek için çaba sarf ettiği ırkçı bir amacı olmadığını
hususlarını belirtmislerdir.
Diğer eserler arasında, biri öğrencilere yönelik olan iki sözlük, bir Dil Kurumu tarafından
1998 yılında yayımlanmıs ve Kültür Bakanlığı tarafından finanse edilmistir. Bu iki sözlükte,
“Çingene” sözcüğünün tanımı yazılmıs, ardından da bu kelimenin mecaz anlamının “pinti”
olduğu belirtilmistir. Nisan 2002’de M. Aksu, Çingene Kültür Dernekleri Federasyonu adına
Dil Kurumu’na bir yazı göndermistir. Bu yazıda, iki sözlükteki bazı kısımların Çingeneler
hakkında hakaret edici ve ayrımcı ifadeler içerdiğini iddia etmistir. Basvuran, yayımcı dil
kurumdan, sözlüklerdeki bazı ifadeleri kaldırmasını talep etmistir.
Nisan 2003‘te, M. Aksu söz konusu ifadelerin kaldırılması ve tazminat talebiyle sözlüğü
yayınlayan kurum aleyhine hukuk davası açmıstır. Temmuz 2003 tarihinde, Asliye Hukuk
Mahkemesi, sözlüklerdeki tanımların tarihi ve sosyolojik olaylara dayandığını ve hiçbir
sekilde etnik grubu küçük düsürmek ve asağılamak amacı tasımadığını belirterek davayı
reddetmistir. Ayrıca, Asliye Hukuk Mahkemesi, Türkçede diğer etnik gruplara iliskin benzer
ifadelerin bulunduğunu ve bunların sözlüklerde yer aldığını da belirtmistir. Yargıtay, Mart
2004 tarihinde bu kararı onamıstır.
Sikâyetler ve Usul
23 Ocak ve 4 Ağustos 2004 tarihinde, M. Aksu Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne iki kez
basvuruda bulunmustur. Bu basvurularda, AĐHS 8. (aile ve özel hayata saygı) ve 14.
(ayrımcılık yasağı) maddelerine dayanarak, yayımlanan üç eserin de Romanlara için hakaret
edici bölümler ve tanımlar içerdiğini iddia etmistir.
AĐHM, 27 Temmuz 2010 tarihli daire kararında, AĐHS 8. maddesiyle birlikte 14. maddesinin
ihlal edilmediği kanaatine varmıstır. AĐHM, eserin, Türkiye’deki Roman halkının tarihini ve
sosyo-ekonomik yasam kosullarını inceleyen akademik bir çalısma olduğunu, sikâyet konusu
bölümlerde gerçekte Türk toplumunda Romanlar hakkında ağır basan önyargılara atıfta
bulunulduğunu tespit etmistir. AĐHM’e göre yazarın Roman topluluğuna hakaret etme gibi bir
niyetinin olmadığı açıktır. AĐHM, bu nedenle etnik kimliğinden ötürü basvurana karsı
ayrımcılık yapılmadığı ve makamların basvuranın özel hayatını korumak için gereken bütün
önlemleri aldığı sonucuna varmıstır. Sözlüklere gelince, AĐHM, bu konuda söz konusu ifade
ve tanımların mecazi nitelik tasıdığı ancak ayrımcılık içermediği kanısına varmıstır.
22 Kasım 2010 tarihinde, M. Aksu’nun talebi üzerine dava Büyük Daire önüne gönderilmis
ve ardından 13 Nisan 2011, Çarsamba günü açık bir durusma yapılmıstır.
Mahkeme’nin kararı
AĐHS 14. Maddesi
3
AĐHM, Sözlesme’nin 14. maddesi gereğince ayrımcılığın, benzer durumlardaki kisilere makul
ve objektif bir gerekçe olmadan farklı muamele gösterilmesi anlamına geldiğini
hatırlatmaktadır. Oysaki M. Aksu, ihtilafa konu yayınlarda geçen ifadelerin ayrımcılık amacı
ya da niyeti tasıdığını ispatlamayı basaramamıstır. Bu yüzden, davada herhangi bir ayrımcı
muamele söz konusu değildir; dolayısıyla AĐHM, davanın sadece Sözlesme’nin 8. maddesi
kapsamında incelenmesi gerektiğini düsünmektedir.
AĐHS 8. maddesi
AĐHM, bireyin etnik kimliğinin AĐHS 8. maddesi gereğince kisinin özel hayatına iliskin
fiziksel ve sosyal kimliğinin görünümünü teskil ettiğini kabul etmektedir. Bir grup hakkındaki
olumsuz her türlü basmakalıp ifade, grubu olusturan bireylerin kimlikleri ve kendilerine
duyulan saygı üzerinde bir etki olusturduğu sürece bireylerin özel hayatını ilgilendirmektedir.
Mevcut davanın konusu, basvuranın mensup olduğu grubun kimliğine ve özel hayatına zarar
verdiği iddia edilen kitapların yayımlanmasıdır.
Somut olayda, öncelikle Türk makamlarının M. Aksu’nun özel hayatına doğrudan zarar verip
vermediği sorunundan ziyade AĐHS 8. maddesi gereğince basvuranın özel hayatına saygı
hakkını korumak amacıyla üzerine düsen görevi yerine getirip getirmediğini tespit etmek
gerekmektedir.
Türk mahkemeleri, bir taraftan Roman topluluğu mensubu olan basvuranın özel hayatına
saygı hakkı ve diğer taraftan, yazarın “Türkiye Çingeneleri” baslıklı yapıtında özel bir etnik
grup hakkındaki bilimsel arastırma çalısmalarına yer verme ve görüslerini ortaya koyma
özgürlüğü gibi ifade özgürlüğünün korunmasına yönelik kamu yararı (Sözlesme’nin 10.
maddesi) arasında adil dengeyi kurmakla yükümlüdür.
AĐHM, Türk yargı organlarının söz konusu kitap hakkında bu kitabın bilimsel arastırmalara
dayandığı ve Roman topluluğuna karsı ne bir hakaret ne de bir saldırı niteliğinde olmadığı
yönündeki görüslerinin makul olduğu yargısına varmıstır.
Bir üniversite profesörü tarafından kaleme alınan ve sadece dikkatli incelemeler sonucunda
yayımı kısıtlanabilecek olan bu eser bütünüyle ele alınmalıdır. Yazar, kitabında Roman
topluluğunun bazı mensuplarının kanuna aykırı faaliyetlerini ifade etmesine rağmen hiçbir
zaman genel anlamda Roman halkı hakkında olumsuz görüs belirtmemistir. Kitabın önsöz,
giris ve sonuç bölümlerinde yazar, Türkiye’deki Roman topluluğunun özellikle önyargılara
dayalı olarak değerinin düsürülmesiyle ve toplumdan dıslanmalarıyla ilgili olan, bilinmeyen
dünyasını daha iyi bir sekilde anlamaya çalısma niyetinde olduğunun açıkça altını
çizmektedir. Üstelik yazar, arastırma yöntemine göre Romanlar arasında yasayarak ve bu
topluluğun mensupları, yerel makamlar ve polislerden onlar hakkında bilgi toplayarak bir
çalısma yaptığını dile getirmektedir.
Sözlükler hakkında AĐHM, “Çingene” kelimesinin ikinci anlamını mecazi olarak tanımlamak
yerine “kötüleyici” veya “hakaret edici” manada tanımlamanın daha tercih edilebilir olacağı
kanaatine varmıstır. Böyle bir tanımlama, özellikle okul eğitimi kapsamında öğrencilerin
elestiri yeteneğini artırmak, basmakalıp düsünceleri anlamalarını ve onlara tepki
göstermelerini sağlamak amacıyla gerekli imkânları sunma yönünde üye ülkeleri tesvik eden
Avrupa Konseyi ırkçılık ve hosgörüsüzlükle mücadele Komisyonunun ırkçılık ve ırkçılığa
dayalı ayrımcılıkla mücadelede genel olarak eğitim sürecinin kullanılmasına iliskin genel
politikası ile de uyumludur. Bununla birlikte dile getirilen neden, öğrencilere yönelik olan bu
4
sözlüğün bir okul aracı olmadığı, okullarda dağıtılmadığı ve de eğitim sürecinde kullanılması
amacıyla Eğitim Bakanlığı tarafından tavsiye edilmediği için, AĐHM`in yerel yargılama
makamların yerine geçerek karar vermesi için yeterli değildir.
M. Aksu, neticede iki dereceli yargılama organları önünde sikâyetlerini dile getirebilmistir.
Bu durum da, ülkede etkili bir hukuk sisteminin bulunduğunu ve basvuranın AĐHS 8.
maddesinde ifade edilen haklarının korunmasını sağlamak için ilgili hukuk yollarına
basvurabildiğini göstermektedir.
Avrupa Konseyi ırkçılık ve hosgörüsüzlükle mücadele Komisyonu’nun raporunda yer verilen
görüslere dayanarak, AĐHM Türk Hükümeti’ni Romanlar hakkındaki olumsuz basmakalıp
yargılarla mücadele etmek için çabalarını sürdürme ve onların yasam tarzına ve ihtiyaçlarına
önem verme yönünde tesvik etmektedir. AĐHM, her iki davada da Türk makamlarının AĐHS
8. maddesi gereğince basvuranın özel hayatına saygı hakkını etkili bir sekilde güvence altına
alma konusundaki yükümlülüğünü yerine getirmek için gereken bütün önlemleri almıs olduğu
sonucuna varmıstır. Dolayısıyla, “Türkiye Çingeneleri” isimli kitabın ve iki sözlüğün içeriği
hakkında AĐHS 8. maddesi ihlal edilmemistir.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube